Vatanı Kurtaran Kadro Bayrak Sallayarak Şov Yaparak Anılmaz...

10 Temmuz 1921 de taaruza başlayan Yunan Ordusu 13 Temmuz'da Afyon'u, 17 Temmuz'da Kütahya'yı, 19 Temmuz'da Eskişehir'i ele geçirmişti. 21 Temmuz da yapılan Türk karşı taarruzu başarısız olmuştu. M.Kemal'in direktifi ile ordu daha fazla yıpranmadan Sakarya'nın doğusuna çekilmişti.

TBMM nin 23 Temmuz günü yaptığı gizli oturumda çok önemli kararlar alınmış bu karar doğrultusunda cepheye heyet gönderilmiş, bu heyet dönüşünde olağanüstü tedbirler alınmasının zorunlu olduğu rapor edilmiştir.

Bu tedbirler arasında M.Kemal Paşa'ya üç ay müddetle Başkomutanlık yetkisi verilmiş, aynı tarihte M.Kemal Paşa'nın teklifi ile Fevzi Çakmak Paşa Genel Kurmay Başkanlığına, ondan boşalan Milli Savunma Bakanlığına Refet Paşa atanmıştı.

5 Ağustos'da Baş Komutan olan M.Kemal Paşa Ankara'da kaldığı süre içinde Başkomutanlık karargahını kurmuştu. Fevzi ve Refet Paşalar ile ordunun yeniden teşkili ve tanzimi, savaş için gerekli olan tüm hayati ihtiyaçların karşılanması için ordu millet bütünleşmesi dayanışması gerçrkleştirecek maddi manevi hazırlıklara başlamıştır.

Sapan demirlerinden kılıç yapılıyordu. Ankara'daki demiryolları atölyesi süngü ve hançer fabrikası haline getirilmişti.Bir tek bozuk silah kalmamsı için her yerde tamir atölyeleri kurulmuştu. Refet Paşa yurdun en ücra köşelerinden bile orduya asker topluyordu. Halk minarelerden askere yazılmaya çağrılıyordu. Savaşan ordumuzun elinde 12 cins tüfek vardı. Her cins tüfeğin ayrı cins mermisinin temini gerekiyordu.Tüm malzemeler kağnı arabaları ile cepheye taşınnıyordu. Sakarya gerisinde verilecek meydan muharebesi Türk İstiklal Harbinin bir dönüm noktasını teşkil edecekti.

Güle oynaya bayram mı yapalım, yoksa kahramanların yaşadıklarını mı yadedelim? Hangisi daha anlamlı olur?

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın