Taassup...

Fikirleri, inançları, hatta kişinin bağlılık hissettiği kimseleri şiddetle savunmak anlamına gelir. İmam Seccad (a.s) taassubun, kişinin kendi kavminin kötüsünü, diğer kavimlerin iyilerinden üstün görmek ve kendi kavminin insanlarının başkalarına zulmetmesine yardım etmek olduğunu belirtir. Taassup, bir inancı körükörüne savunmak ve yeterli kanıta dayanmaksızın bunda ısrar etmek gibi durumları kapsar. Böyle hallerde kişi etrafına nüfuz edilemez bir duvar örer ve hiçbir esneklik göstermeksizin kendisinin doğru olduğunu düşünür. Bu özelliği taşıyan bir kişi, toplumsal ilişkilerde eleştiriye kapalıdır. Hiçbir şeyden etkilenmemesi bir yana, kendisi de başkalarını hiçbir şekilde etkileyemez. İslamın görüşüne göre taassup, dindarlığa ciddi zarar verir ve mutaassıplar için hiç hoşa gitmeyecek sonuçlar doğurur.

İnsanı taassuba iten, tarafsızlıktan uzaklaştıran pek çok sebep vardır. Kibir ve kendini beğenmek, inatçılık, haset ve düşmanlık, geçmişe duyulan hayranlık, geleneğin tabulaştırılması, cehalet ve düşüncesizlik, art niyet ve samimiyetsizlik, aşırı sevgi ve nefret, statükoyu korumak, menfaat kaygısı, mahalle baskısı, grup körlüğü, refahın yol açtığı şımarıklık, değişime karşı direnme.

Başkalarının düşüncelerine, görüşlerine, inanç ve fikirlerine asla saygı göstermezler. Sadece kendi görüşü veya kendi görüşünü destekleyen görüşlerin doğru olduğunu kabul eder.

Kendi düşüncelerini, fikirlerini karşı tarafa zorla empoze etmeye çalışır. İnsanların önyargılı olmalarına sebep olur. İnsanı insan yapan en önemli değerler den sevgi ve hoşgörüyü yok eder. Gelişim ve yenileşmenin önünde engel olur. Başkalarına karşı tahammülsüz olur. Kendini geliştirmekten, eğitimden uzak tutar.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın