Sizce çok şey mi istiyoruz?..

Merhaba Değerli Okurlar
    Bir önceki yazımda Akarca plajının kirliliğini paylaşmıştım. Yazımın sonunda da bu konu bitmez demiştim. Gerçekten bitecek bir konu değil. Ta ki çözülene kadar. Kirlilik ile ilgili yaşanılanları kısaca özetlemiştim. Bir de şu ana kadar yapılan görüşmeler, alınan kararlar ve hayata geçirilme planlamalarından bahsetmek istiyorum.
    Akarca plajının kirliliğinden etkilenen site malikleri olarak üzerimize düşen görevleri fazlasıyla yaptığımızı söyleyebilirim. İsyanım bu yüzden işte. Yazılanlar, yürüyüşler, protestolar, çırpınışlar, Cimer şikayetleri, çaresizlikler ve son nokta isyan. Yapılan planlamaların yanlışlığı,  bunun dahi hayata geçirilememesi  ve sonucu üzülerek ama haykırarak isyan. İşte gelinen son nokta.
       CİMER’ e 11.12.2019 tarihinde yapılan, atık su arıtma tesisinden derin deşarj yöntemiyle atık suyu taşıyacak olan hat projesinin kararı ile ilgili bilgilendirme isteği  başvurumuza Etüt ve Plan Şube Müdürlüğü tarafından 15.01.2020 tarihinde cevap gelmiştir. Buna göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından alınan karar gereği söz konusu deşarj hattının 500 m. olacağı yönünde idi. Yani 2016 yılı başı itibarı ile öncelikle deniz içinde arıtılmış suların deşarj edildiği  Kocaçay Deresinin denize ulaştığı noktanın 500 metre sağında ve 500 metre solunda, ayrıca 1 km. de deniz içinde olmak üzere 1 kilometre karelik alanda etüt çalışmalarının gerçekleştirildiği  ve iş kapsamında 1,5 kilometresi karada ve 0,5 kilometresi deniz içerisinde olmak üzere toplam 2 kilometre atık su hattının planlandığı da belirtilmiştir.  Ancak planlanan deşarj hattı güzergahının 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanları içinde yer alması nedeniyle talebin olumlu değerlendirilmediği, sonuç olarak da Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün mevzuat değişikliği doğrultusunda söz konusu hattın imar planına işlenerek çalışmalara yeniden başlanacağı belirtilmiş.
   18 şubat 2020 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesine (İz-Su Genel Müdürlüğüne) yazılan dilekçemizde Seferihisar Atık Su Arıtma tesisinin deşarj  işleminin  Kocaçay deresi güzergahı ile Tek-Gıda İş Sendikası Sosyal Tesisleri bitişiğinden denize verildiği, bu nedenle 2018 senesinde 8 yaşındaki bir kız çocuğunun denize girmesinden dolayı  koli basili sebebiyle ölümden dönmesi, Belediye yetkililerinin almış oldukları karara göre (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından alınan karar gereği) deşarj hattının deniz altından döşenmesi etüdünün doğru yapılmamış olduğu ,  Akarca Koyu uydu fotoğrafları, deniz derinliklerini gösteren Novionics  deniz haritası ekleriyle birlikte belirtilmiştir. 
   Yukarıda belirtmiş olduğum kilometre hesabı incelendiğinde Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğine göre evsel atık su debilerine göre minimum deşarj boru boyunun nüfus yoğunluğuna göre en az (1000/10.000  olduğu yerlerde debi oranının en az 200/2000metre küp-gün)1300 metre olma zorunluluğu bulunmakta. Buna göre zaten yapılan etüt planlamasının da çözümsel olmadığı yani yetersiz olduğu ortaya çıkmış oluyor. Aslında yapılan arıtma tesisinin yerinin yanlış olduğu,  Seferihisar’ın nüfus yoğunluğuna  göre yetersiz olduğu ortada.
   Bugün gelinen nokta elde var sıfır. Her şey yerli yerinde duruyor. Yani derenin durumu,  denizin kirliliği aynen yerinde.  Çabalarımız devam edecek elbette ama bu kadar uğraşının ufacık da olsa bir neticesi alınmaz mı? Bu konu ile ilgili Belediye yetkililerinin konuya  hakim olduğunu, tüm detayları bildiklerini ve sorunun çözümü için gerekli talimatları verdiğini biliyorum. Ama bu hayati konunun neden hala çözülemediğini anlamış değilim. Konuya  hakim olmak ve talimat vermek yeterlimi sizce. Nerede duraklama olduğunu çözebilmiş değilim. 
     Haziran ayının ilk haftasını bitirdik hala bekliyoruz yeni bir gelişme yeni bir haber değil beklediğimiz. Çözüm bekliyoruz. Denize rahat girebilmeyi bekliyoruz ve mavi bayrağımızı geri istiyoruz. 
    Sizce çok şey mi istiyoruz?..
     Sevgi ve saygılarımla.
 
 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın