Siyasetin Olmadığı Yerde İnsan da Olmaz...

Selamlar,

Sevgili okullar, siyasetin olmadığı yerde doğa ve ileriye dönük "olması gerektiği gibi" üretkenlik de olamaz! Üretkenliğin olmadığı yerde de yaşam olamaz! Yaşamın olmadığı yerde iki ayak üzerinde yürüyen canlı olan insanı, nereye koyabiliriz?

Belirtmiş olduğum olmazları olur'a dönüşmesi için belgeli uğuraşımları sizlerle paylaşmayı, insani bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

Sevgili okurlar, bir öncesi köşe yazımda 5 günde Eyalet Meclisi'nden "yabancılar yasasına yazılması yönünde" bir yasanın meclisten geçirilmesinin belgesini sunmuştum.

Federal mecliste de aynı yolun izlenmesi için şehrimizden milletvekili olan yoldaşa "yaşanmış olan bütün süreci içeren" bir mektup göndererek, bu konuyla ilgilenmesini önermiştim.

Milletvekilne göndermiş olduğum mektuptan sonra beklenti süreci başlamış oluyordu.

Eyalet Meclisi'nden kısa bir zaman içerisinde çıkartılan kararı Gelişmekte olan siyasi hareketi çok iyi takip etmiş olmamdan kaynaklanıyordu. 

Federal hükumet, Eyalet hükumetlerinden belli bir zamana kadar öngördükleri "Yasa ve yasa değişiklikleri Federal Meclise iletilmesi gerekiyordu. İşte bu kısa zaman süreci, beklentilerimi bir adım İleri götürmüş oluyordu.

Çok okuyan toplumlar içerisindeki siyasi çalışmalarda "karşıtlık" yalnız kısa süren seçim döneminde yapılır. Seçim yapılan ülkeye dışarıdan bir yabancı gelse, o ülkede seçim yapılmakta olduğunu görebilmesi çok zordur. Ülkemizde yapılan seçimler gibi her tarafa bayraklar "Kulakların zarını patlatacak derecede seçim arabaları" gibi, günlük yaşamı etkileyen rahatsızlıklar asla yaşanmaz!

Çok okuyan ve gelişmiş ülkelerde seçim kazanımları, seçim öncesi "iki ayrı günde" Parti Genel başkanlarının kameralar karşısında karşılıklı yapmış oldukları düşünce paylaşımıyla belirlenir. Karşı karşıya oturan Parti Genel başkanları, "insanı ölçüler içerisinde" düşüncelerinı paylaşırlar. O toplantıda tek düşünce, "diğer parti Başkanlarından daha fazla nasıl güven verebilirim?" düşüncesi öne çıkar.

Kameralar karşısında düşüncelerini paylaşan Parti Genel başkanlarından hangisi toplantı sonrasında dik yürüdüğünü gösterebilirse, iki gün sonra yapılacak seçimde "dlk yürüyenin partisi" 1. Büyük parti olarak belirlenmiş olur.

Federal mecliste olan Partili yoldaşa göndermiş olduğum mektubun cevabı, tam lkl ay sonra gelince, bir yabancı ülkede bir yabancı olarak "iki ayrı mecliste" düşüncelerimi kabul ettirebilmiş olmanın sevinci, beni "var olan eğileri" düzeltmeye yönlendiriyordu. 

Beklentim doğrultusunda gerçekleşmiş olduğunu belirten mektubu alınca, "ülkemde neden bu şekilde seçilmiş olan milletvekilleri ile taban örgütü ve halk arasında bir köprü oluşturulamıyor?" diye üzülüyorum.

Sigmund Ehrman
(Federal Milletvekili) (Federal Meclis SPD- Grubu Sözcüsü)
(Alman Kültür Komisyonu Federal Meclis Üyesi)

Bay Halil Uçar  Berlin, 21 Nisan 2000

Çok değerli Bay Uçar,
Bundan bir müddet evvel sizin başvurunuza, isteğinize gecikmeli cevap verdiğim için sizden özür diliyorum. Ama benim için Federal Meclisin 20.04.2000 toplantısını beklemem icap ediyordu. Çünkü vatandaşlık konusu ele alındı ve tartışıldı.
Eğer sizin için ağır zararları, kayıpları varsa bir vatandaşlık hakkınız için, bu durumda çift vatandaşlık hakkını talep edip, edinebilirsiniz. Eğer, bir vatandaşlık hakkınızı kaybettiğiniz zaman bu sizin zararınıza olacaksa elbette çifte vatandaşlık hakkı talep edebilirsiniz ve bunu elde edebilirsiniz.
Sizin durumunuzun ekonomik yönden yani emekli hakkı gibi durumlardır. Siz, bu durumda yalnız Türk Vatandaşlık hakkını kazanmakla mümkündür. Bu konularda ayrıntılı bilgiyi Federal İçişleri Bakanlığından edinebilirsiniz.
Sizin bilginiz olsun diye bu yazıma “Aniden artık Almanca olmayan sorular ve cevaplar” isimli bir eki Türkçe ve Almanca olarak ekliyorum size gönderiyorum.
Temenni ediyorum ki size bir nebze olsun yardımcı olabilmişimdir.
Dostane selamlarla.

Siegmund Ehrman
SPD Federal Milletvekili

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın