Seferihisar'ın Doğa Sorunu...

2001 yılından bugüne gelişte yaşamda olan Seferihisar'ın doğa sorununa değinmeden önce "ilk yapmamız gereken" toplumların insanlık olgusunu nasıl tanımlanması gerektiğinin öğretisini almış olması gerekir. 

İnsan oğlunun dünyaya getirmiş olduğun yavrusu, dünyaya gözünü açtığı zaman, insanlığın sıfır noktasında dünyaya gelmiş olurlar. Yani, yeni almış olduğumuz "içine hiçbir şey yüklenmemiş" bir bilgisayara benzerler. Bilgisayarı ne kadar fazla yüklersek, o kadar verimli kullanma olanağı elde edilmiş olur.

Yeni dünyaya gelmiş olan diğer canlılar yaşamlarını sürdürebilecek bir iç güdüyle dünyaya gelirler. Yeni doğmuş olan bir bebeğe yaşamını sağlayabilmek için yalnız beslenmesini yaparsak, nasıl olur da o bebek insanlık olgusunu tamamlayabilir? 

Yeni doğmuş bebeğin insanlık olgusunu tamamlayabilmesi için ilk önce anne ve babadan aldıkları öğreti ile bu olgunun tamamlanması için kapıyı aralamış olurlar. Bir yavru ilk aşama insanlık olgusunu 5-6 yaşında tamamlar. Sonraki aşamalar, insanları yönetmek, yönlendimek için seçilen siyasetçilerin düşünce yapısına göre oluşturdukları "ülkemizde halka sunulan" eğitim sistemleri gibi eğitim sistemleri ile, insanlık olgusunu nasıl şekillendirir?..

Şayet bir ülkede eğitim sistemleri ezbercilik üzerine veriliyorsa, üretken bir insan olgusu asla tamamlanamaz! Dolayısı ile üretken bir toplum oluşturulamamış demektir.

Olması gerektiği gibi insan olgusunun tamamlanabilmesi için eğitim sistemleri üretkenlik üzerine oluşturulmalıdır. Üretkenlik kazanmış olan insanlar, toplumların insanca bir yaşama kavuşabilmesi için ilk önce "yaşama büyük ölçüde katkı veren doğayı" insana yaşam verecek şekilde ne yapılması gerekiyorsa, çözümler üretebilen toplumlar oluşturula bilirler.

Evimin kapısını üzerine Ebabil Kuşları yuva yapmışlardı. Kısa bir zaman içerisinde 5 yavru Ebabil kuşu dünyaya gelmişti. Sabahleyin kapının önünde küçük küçük karıncalar "bir nokta halinde" arayış içerisindeydiler. Aralarında ne olduğunu görmek için dikkatlice bakmama rağmen bir şey görememiştim. Karıncaları süpürdüğümde, o zaman orada küçük bir siyah nokta vardı. Her gün devam ediyordu. her süpürdüğüm de o küçük siyah nokta uzamaya başlamıştı. Hayret etmiştim. Allah aşkına bu ne diye "istem dışı" yukarıya baktığında, İki gün önce dünyaya gelmiş olan yavru poposunu yuvanın dışarısına çıkartarak "olması gereken" ihtiyacını gideriyordu. Bir başka deyişle, iki günlük Ebabil kuşu yattığı yuvasını kirletmek istemiyordu.

En gelişmiş canlı diye adlandırılan insan oğlundan meydana gelen yavruya "anne ve baba tarafından hiç müdahale edilmemiş olsa" o küçük yavru, kaç yaşına kadar zorunlu ihtiyacını kendisi giderebilir? Ebabil yavrusu gibi giderme becerisini öğenebilir?

Kendi zorunlu ihtiyacını "olması gerektiği gibi" gideremeyen bir insanoğlu, nasıl olurda insanlara yaşam veren doğaya sahip çıkabilir?

Işte Seferihisar doğasını gerektiği gibi koruma becerisi göstere bilmiş olunsaydı, ölmekte olan denlz lçin Almanya'dan gelen Halil Uçar 2001 yılından bugüne gelişte, "Seferihisar doğasını, dolayısıyla Seferihisar'ın atık sularının denize akıtılmasıyla denizin içinde yaşayan yüzlerce binlerce canlının ve insanların kolayca çekinmeden denize girmelerini engelleyen yosunların olmaması için" bır ömür harcamamiş olurdu.

Halil Uçar
Bilgi: gelecek yazılar, 2001 yılından bu güne geliş süreci paylasilacaktır.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın