Ne yazsak yayından mı kaldırılacak?

Her ne hikmetse kim dilekçe verirse versin sağolsun Seferihisar Sulh Ceza Hakimimiz yazıdığımız her şeye erişimi engelleme kararı veriliyor. Adam ve kadın bize hakaret ediyor, olmadık lafı söylüyor, biz de cevap veriyoruz ama bir de bakıyoruz yazımıza erişimi engelleme gelmiş.

Şimdi Adalet Bakanımız Sayın Abdulhamit Gül'e soruyoruz, bu yaqzımızda erişimin engellenmesine gerektiren ne var?

İşte o yazılarımız, İlk yazı şöyle;

"Gazetecilik zor zenaat...

Hele bu devirde gazetecilik yapacağım dersen aldığın nefesten, attığın adıma kadar çok dikkat edeceksin.

Bir de çok uyanık ve kurnaz olacaksın...

Yazıma 1992 yılında Samsunda Yerel gazete çıkarttığım yıllardaki bir anımı anlatarak başlayacağım;

"Sene1992.

Samsun Merkezde "Çengel Gazete" adlı yerel bir gazete çıkartıyorum.

Kendi matbaam var.

O aralar Allah Rahmet Eylesinde diyemeyeceğim bir yerel gazeteci türedi. Para buldukça çıkarttığı 4 yaprak tipo baskı gazetesinin her sayısının manşet üzerinde "Bayan Eleman Aranıyor" ilanı basılıyor. Hangi toplantıya gitsek o yerel gazetci bir başka bayan asistanıyla geliyor, İstanbul, Ankara seyehatlerine de bayan asistanıyla gidip, genelde yalnız dönüyor. O yerel Gazetecinin ne halt ettiğini hepimiz biliyoruz ama bir şey ispat edemiyoruz. 

İşte o ara gazetecilik zekamı son raddesine kadar kullanıyorum. O yerel Gazetecinin haftalık maceralarını "Bir Yerel Gazetecinin Maceraları" başlığıyla yayınlıyorum. Ama isminden hiç bahsetmiyorum. Gazetecinin adı "Bir Yerel Gazeteci" olarak zikrediliyor yazımda. Sekreter ve asistan olarak yanına aldığı 16-25 yaş arasında ki genç kızları nasıl kandırıp sırtı kalın tüccarla pazarladığını, hatta bazılarını yüksek mevkili yöneticilere nasıl pazarladığını yazıyorum.

Yazımın üçüncü bölümünün yayınlanmasından sonra "Bir Yerel Gazeteci", yaşıyorsa Allah selamet versin, öldüyse rahmet eylesin, Samsun'un sevilen Basın Savcısı İsmail Erbay'ın yanına gider. 

"Sayın Savcım bu Ayhan Köksal yazdığı yazıda beni kasdediyor. Bana hakaret ediyor" diyor.

Savcı İsmail Erbay'da "Tamam, iki satır ifade ver. Madem bu yazı sana yazılıyor, ifadende belirt. Bu yazıda bahsedilen kişi benim de" diyor.

Mahalli Gazeteci ifadesini imzaladıktan sonra Savcı İsmail Bey zile basıyor, kapıcısı geliyor, "Buraya polis çağır, bu adamı küçük yaştaki kızları kandırıp satmaktan tutkluyorum. Mahkemeye götürecekler" diyor.

Ve yazıda adı geçmeyen o Mahalli Gazeteci yazdığım yazıdaki kişinin kendisi olduğunu kabul ettiği için tutuklanıyor. 

"Bunun adına da "SAMİMİ İKRAR" deniyor.

Geçenlerde, geçenlerde derken 5 Temmuzda bizim Dedektif "Konseye Bak Konseye" başlıklı bir yazı yazmıştı. Dedektif yazısında aynen şöyle diyordu;

Ama gel gör ki Bisiklet Grubunda neler olmuş neler.

Grup bir gün toplu halde bsiklet turu atarken mola verdiklerinde grubun başı "OS" abim bir dinlenme noktasında tarihe geçecek bir konuşma yapmış;

"Arkadaşlar beni yanlış anlamayın ama eşim kadınlık vasıflarını yitirdi. Yani artık aktif değil. Ama ben Aktifim. İçinizden biriyle sevgili olmak istiyorum..."

Tabi her kesin dudakları uçuklamış. Hayretler içinde kalmışlar.

Ve "OS" Abim kararını açıklamış;

"Ben "BU" kızımız ile sevgili olmak istiyorum" demiş.

Al sana bir şok daha.

Ama en çok gruptan "AH" abim şoke olmuş. Hatta küçük dilini yutmuş.

Çünkü "OS" abmin birlikte olmak istediği "BU" kızımız "AH" ağabeyimin sevgilisiymiş."

Hemen Dedektif'i aradım "Bu yazıda ki OS abin ve AH Abin kim" dedim.

"Biraz bekle onlar kim olduklarını sana kendileri söyleyecekler." dedi. Yazıyı defalarca okudum. Avukatıma gönderdim oda okudu ve şuç unsuru yoktu. Suç unsuru olmadığı gibi işlenen "Taciz, Zina" ve benzeri bazı suçların AH ve OS abi tarafından işlendiğide anlatılıyordu.

Dedektif tüm ısrarıma rağmen AH ve OS Abisinin kim olduğunu söylemedi ama öğrenmem uzun sürmedi.

İlçe Emniyet Müdürlüğünden ifade vermek üzere çağırıldım. 

Davete icabet ettim ve ifade vermeye gittim. Polismemuru arkadaş ifade vereceğim dosyanın evraklarını okumam için bana verdiğinde inanın şoke oldum.

Meğerse Dedektifin yazdığı ve bisikletçi kadınları taciz ettiğini iddia ettiği bsikletçi abimiz Osman Tekelioğlu (Not: Osman Tekelioğlu Seferihisar'ın saygın ailesi Tekelioğlu ailesi ile hiç bir bağlantısı yoktur. Sadece tesadüfü bir benzemedir.) değil mi?

İfade vermeye gitmeden önce hemen olayı zaten araştırmıştım.

Ve olayı birebir yaşayan iki kişi ile konuşmuştum. Hatta bir tanesi de Dedektifin zina yaptığını (Zina halen TCK da suçtur) iddia ettiği Ahmet Nail Yavuz'un yakın bir bayan akrabası.

Diğer bisikletçi arkadaşım olayı bire bir yaşamış. Mola sırasında Osman Tekelioğlu'nun "Arkadaşlar şahsi bir sorunum var. Eşim cinsel işlevini yitirdi. Biz bir aile gibiyiz. Aranızdan biriyle sevgili olmak istiyorum"  dediğini ve sonra BU adlı kızımızdan sevgilisi olmasını istedi" diyen şahidim "Balık baştan kokar, bu konuşmadan sonra eski Başkan Ekrem bey bir bayanla konuşmak için ağaçların arkasındaki banka oturdu. Merak ettim. Gizliden gözetledim. Kadını omuzuna yatırmış öpüyordu" demesin mi? Kaynar sular başımdan aşağı döküldü sanki.

Şahidim daha sonra bir kaç bayan arkadaşıyla birlikte Seferihisar Kent Konseyi Bsiklet grubundan ayrıldıklarını da söyledi.

Ahmet Nail Yavuz'un yaptıklarını Dedektif zaten anlatmış. Ortada yaşanan ve inkar edilemeyecek delilleri olan bir zina olayı var. Zina suçu her ne kadar şikayete bağlı ise de Kamu Hukuku davacı olduğu için suç işlenmemiş sayılmıyor. Her ne Kadar Ahmet Nail Yavuz boşanmış olsa da, bu kızımızla birlikteliği evli olduğu dönemde  başlamış, hatta Yavuz bu kızımıza 7-8 bin lira değerinde bir bisiklet almış ki turlara daha teknolojik katılsın diye. 

Ek olarak Osman Tekelioğlu'nun halen BU'nun akrabası küçük yaşta bir kadınla beraber olduğunu iddiaarını eklemek olacak.

Konu soruşturma aşamasında olduğu için ben soruşturmanın sonuna kadar daha fazla detay yazmak ve istemiyorum.

Şikayet dilekçesinde "SAMİMİ İKRAR" var mı, yok mu onun kararınıda Türk Adaleti verecek."

İkinci yazımıza gelince o da aynen şöyle;

Kent Konseyi Başkanı ve yürütme kurulu üyelerinin mahkeme kararı ile görevden alınması üzerine amansız bir kavga başladı. Biz Bayrak Medya olarak, daha doğrusu Yönetim Kurulu Başkanımız Ayhan Köksal elindeki belgelerle yazdı. Gerçeğin bir kelime dışına çıkmadı ama her ne hikmetse çıkarlarına dokunduğu kişiler belden aşağı vurmaya, Ayhan Köksal ile bağdaşmayacak çirkinlikte dedikodular yaymaya başladılar. Ama yaydıkları dedikodular ispat edilecek türden olmadığından Adalet karşısında hesap vermemek için sosyal medyada yazamadılar. Sadece kendi aralarında ki dedikodudan öteye götüremediler işi.

Belden aşağı vurmak istemiyordum ama beni mecbur ettiler.

Bakın Kentin, yani Seferihisar'ın sorunlarını halletmek, yeni yatırımlar getirmek için kurulmuş olan Seferihisar Kent Konseyinde neler olmuş neler...

Çoğunuz bilirsiniz Seferihisar Kent Konseyi'nin bir bisiklet grubu var. Bu grup zaman zaman gerçekten güzel etkinlikler yapmadı değil yani. Hatta bazen hayranlıkla izler onlar bisiklet grubu olarak giderken arkalarından bakardım. 

Ama gel gör ki Bisiklet Grubunda neler olmuş neler.

Grup bir gün toplu halde bsiklet turu atarken mola verdiklerinde grubun başı "OS" abim bir dinlenme noktasında tarihe geçecek bir konuşma yapmış;

"Arkadaşlar beni yanlış anlamayın ama eşim kadınlık vasıflarını yitirdi. Yani artık aktif değil. Ama ben Aktifim. İçinizden biriyle sevgili olmak istiyorum..."

Tabi her kesin dudakları uçuklamış. Hayretler içinde kalmışlar.

Ve "OS" Abim kararını açıklamış;

"Ben "BU" kızımız ile sevgili olmak istiyorum" demiş.

Al sana bir şok daha.

Ama en çok gruptan "AH" abim şoke olmuş. Hatta küçük dilini yutmuş.

Çünkü "OS" abmin birlikte olmak istediği "BU" kızımız "AH" ağabeyimin sevgilisiymiş.

"AH" Ağabeyim eşini evden yolladıktan sonra "BU" kızımızla birlikte yaşamaya başlamış, eşi eve dönünce de "BU" kızımızla birlikte çatı katına taşınmış. 

Bir süre çatı katında "AH" ağabeyimle yaşayan "BU" kızımız "AH" ağabeyimden 500 bin lira sızdırdıktan sonra sırra kadem basmış, çatı katını terk etmiş. Şimdi birileriniz 500 bin lira için yanlış yazıldı diyeceksiniz. Hayır yanlış yazılmadı. "BU" kızımızın "AH" ağabeyimden aldığı para 500 bin lira, yani eski para ile yarım milyar.

Aşk ya bu "AH" ağabeyim "BU" kızımıza yalvarmış yakarmış, 400 bin lira daha vermiş ve "BU" kızımızla birlikteliğini sürdürmeye başlamış. 

Aşka bakarmısın 18 yaşında bir kızla beraber olmak için senelerini yurt dışında geçiren "AH" ağabeyim gözünü kırpmadan 900 bin lira veriyor. 

Tabi bu olaylar Kent Konseyi Grubunun faaliyetleri çerçevesinde yaşanıyor.

Konseye bakarmısın, spor dalında ne başarılı çalışmalar yapmış...

İş sadece bununla kalmamış..

Bu olayları bana anlatan ve bire bir şahit olan şahsın birde korkunç iddiası var;

"(Adı Bende Saklı) Kent Konseyi'nin üst düzeylerinden biri bir gün bsikletçilerin dinlenme yerine geldi. Hepinizin PKK'li dediği bir bayan ile mola verilen bahçenin iç kısımlarına geçtiler. Merak ettim gizlice takip ettim. Üst düzey ağabeyim kızımızla beraber bir banka oturmuş hatunuda koluna yatırmış öpüyordu. Şoke oldum ama o müthiş sahneyi resimlemeyi de ihmal etmedim."

Benden şimdilik bu kadar.

Kent Konseyi Bsiklet grubunda nasıl spor yapıldığını tüm detayları ve isimleriyle gelecek yazımda anlatacağım.

Hoşçakalın..."

Ve son yazımız ise harfi harfine şu şekilde;
"Adamlar o kadar aciz ki, sataştıkları Ayhan Köksal ile baş edemeyince Whatsapp gruplarında birbirlerini yiyorlar.

Hepiniz tanırısnız, Ahmet Nail Yavuz'u...

Hani şu metresi için karısının kolunu kıran adam.

Hani metresine kendisini terk etmesin dye 900 bin lira veren adam.

Hani şu metresi için karısını utanmadan kapının önüne koyan adam.

Düşecek kanalizasyon bulamamış gibi gidiyor Ayhan Köksal'ın dline düşüyor...

Bir kaç kişiyle vur çatlasın çal oynasın yaptığı grupta Ayhan Köksal için olmadık şeyler yazıyor ama nedense grubunda ki 580 kişiden ısrar üzerine 8-10 kişi yorum yazıyor. Ve aciz Nailim bir de utanmadan "Adam hepimizi ipe dizdi" dyor.

Şimdi neler yazdıklarına bir bakalım, Ahmet Nail diyor ki;

"Paylaştığım "SEFERİHİSAR'DA BAYRAK MEDYA VE AYHAN KÖKSAL" Başlıklı yazımın üzerinden 4 koca gün geçti. 580 küsür üyesi olan bu grupta topu topu iki yürekli kadın arkadaşımız yorum yaptı. Pekiii... Hani nerede benim  her zaman dost bildiğim, güvendiğim arkadaşlarım?

İki satır yorum yapmaya korkan cengaverler neredesiniz?

Yazıklar olsun" diyorum başka bir şey demiyorum."

Vah Nailim vahhhh.

Demek 580 küsür üyeden iki kadın arkadaşın yorum yapmış. Onlarda Ayhan Köksal'ın yaptığı haberde suç ortağın olan kadınlar.

Nailimin bu serzenişinden sonra bir kaç kişi daha yorum yazma zahmetinde bulunmuş. Aman Allah'ım ne yorumlar. Şimdi onlara da bir ince saz geçeyim de akılları başlarına gelsin.

Esin Esen denen kendisini tarih öğretmeni olarak tanıtan ama aslında Beden Eğitimi olan hanım efendi Ayhan Köksal'ın kendisini dolandırdığını, parasını ödemediğini yazmış. Ahhh... Esinciğim sen şu Aydan Abla ile Şişli'de aynı okulda öğretmenlik yapan Esin Esen değilmisin? 

O'sun oooo...

Ayhan Köksal'ın seni dolandırmadığını, bir zamanlar seni sarhoş yemek masalarında tiye alan Ayhan Köksal'a karşılıklı alış-verişinizden 700 lira borcun olduğunu ispat ederim...

Peki ya sen kocanın seni durup dururken boşamadığını, mücbir sebeplerle boşadığını ispat edebilirmisin?

İstersen boşanma ilamını yayınlıyayımda kocana boşanırken kaç para tazminat ödediğini her kes öğrensin.

Bir de şu evinin soyulma işi vardı ya...

Biraz da onu kurcalayalım mı?

Hani sen evde yokken bir hurdacı grubu eve girip altınlarını çalmıştı ya. Emniyet ifaden de çalındı dediğin takıların ikişer taneydi her halde, bir takımını hırsızlar götürdü, öbür takımı halen sende duruyor değil mi? Çünkü yemek yediğimiz o masada hani şu durmadan bardak devirdğiniz masada kafayı buldukça takıp takıp geliyordun. Elin garibanı bahçe kapını açmış içeri bakmış, sen evimi soydular diye yaygara yapmışsın. Ne kadar ayıp Esinciğim. O adamlar gariban hurdacılar. Tabi polis masalını yemedi O'da başka.

İstersen bir de şu arabanın üzerinde ki sahte bir şeyden bahsedeyim mi? Yok neyse hepsini yazmıyayım, onu da sonra anlatırım.

Gelelim Kent Konseyi Başkan Eskisi Ekrem Gün'e;

Sayın Başkan eskisi adam sana yazıyor diyor ki "Park yerinde kent konseyine gelen ana-kızdan kızını kanepede koluna yatırıp öptün, biride resmini çekti bana yolladı yayınlıyayım mı? 

Sen tutuyorsun sahte gazeteci, şunu yapmış bunu yapmış masalı anlatıyorsun. Maden sen Kent Konseyinde yanına oturttuğun mini şortlu kızın bacaklarını bahaneyle ellemedin, Ayhan Köksal'da kazara elin kızın bacağındayken resmini çekmedi, çık aslanlar gibi resimleri yayınla de. Diyemezsin, zaten Ayhan Köksal Sana belden aşağı vurursa hadım eder Allah Muhafaza.

Ay Osman Tekelioğlu sen bir ömürsün...

O ne güzel yorum yazmışsın. Kendini nasıl rezil etmişsin. Bakın Tekelioğlu yorumunda ne diyor;

"Değerli arkadaşlar, Gazeteciyim diye elinde cep telefonu ile ortalarda dolaşan zat, 5 Temmuz tarihinde köşesinde Şahsımla ilgili çok çirkin iftiralar, hakaret eden bir yazı kaleme almıştır. Şöyle ki, grup sürüşünde bir mola yerine gelince şahsım kadın arkadaşlarımıza dönerek içinizden bir ile sevgili olmak istiyorum diyerek B.U adındaki 18 yaşında ki kız arkadaşımızı işaret etmişim. Yaklaşık kırk gün geçmesine rağmen gruptan ne kadın ne erkek arkadaşlarımızdan lehte veya aleyhte her hangi bir açıklama gelmemiştir. Susmak onaylamaktır." 

İlahi Osmanım ne güzel söylemişsin, Susmak onaylamaktır diye. Arkadaşların susmuş ve senin böyle ahlaksız bir teklifte bulunduğunu onaylamışlar. Sen çok yaşa emi. Böyle bir ikrar, yani kabullenme kolay kolay her babayiğidin yazacağı bir şey değil.

Vildan Samaylıoğlu hanımefendi de Ayhan Köksal için "Bu adam gazeteciyimdiye ortalıkta dolaşan dolandırıcının teki" yazmış. Ah Vildancığım, sen İstanbul'u dolandırıp kaçıp Seferihisar'a sığınacaksın, sonra da Ayhan Köksal'a dolandırıcı diyeceksin. Baltayı bu sefer taşa değil kayaya vurdun. Bakalım Seferihisar'dan nereye kaçacaksın. Hani şu tiyatoracı kadın da Ayhan Köksal'a ifitra atmıştı da tecavüzcü Bodu'ya kadın götürüp çayına ilaç attığı  ortaya çıkınca pılısını pırtısını toplayıp kaçmıştı ya hahhh senin durumunda ondan farksız şimdi.

Ve ılımlı bir kaç yorum daha.

Bakarmısın 580 küsür üyesi olan grupta Ayhan Köksal'ın aleyhine 4 kişi yorum yazmış, ikisi Nailimin suç ortağı, ikisi de uçları b*klu değnek.

Demişsiniz ya "ADAM HEPİMİZİ İPE DİZDİ" diye...

Üzülmeyin Ayhan Köksal'ın ilk ipe dizdiği grup siz değilsiniz."

Evet Sayın Adalet Bakanımıza, HSK'ya ve yetkili her kese soruyoruz;

"Bu yazıların erişimini engellemek basına sansür olmuyor mu?"


 

 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın