Kadın ve Annelik...

 

Annelik şerefine nail olmuş ve evlat yetiştirme görevini ihmal etmeden ciddiyetle yerine getiren annelerin anneler gününü kutlarken, Atatürk'ü yetiştirip eğiten Zübeyde anamızı da rahmetle anıyoruz.

Annelerin aslî vazifelerinin başında çocuklarının terbiyesi gelir. Çocuk, ilk terbiyeyi okulundan, sosyal çevresinden önce ana kucağında alır. Dünyayı şekillendiren, toplumların yiğitlerini yoğuran, şekillendiren, isimsiz, sessiz kahramandır anneler... “

Günümüzde çocuk psikolojisi ile uğraşan bilim insanlarının ortak söylemleri şu aynı noktada birleşiyor: 0-12 yaş, çocukların, bakıma muhtaç oldukları en sık yaş aralığıdır. Anneye ihtiyaçları vardır. Günümüzde annelerin iş hayatında yoğunlukla bulunmalarından dolayı özellikle şehirlerde beyaz yakalıların daha çok kullandığı, kullanmak zorunda kaldığı bir bakıcılık sistemi gelişmiştir. Anne çalışıyorsa veya annelik etmesine engel bir şey varsa devreye dadılar-bakıcılar girer. Annenin görevi çocuğa ilgi göstermek, sevgi vermek ve onu hayata hazırlamaktır” diye konuştu. Annenin ilgi ve korumayı sürekli ve tutarlı vermesinin önemli olduğunu belirten uzmanlara göre, annenin ilgisi kesintisiz olmalı”

Annenin annelik ile beraber aynı zamanda çalışma zorunda olan anneler ; yetiştirme sorununa çare ararken; Kreş mi? Bakıcı mı? Babaanne mi? Anneanne mi? Gibi seçeneklerle karşı karşıya kalıyor. Ancak bu seçeneklerin hiç biri anne- çocuk arasında önemli olan duygusal iletişim sağlanamıyor. Çocuklar belli bir yaşa geldiğinde Anneler çocuğa ilgi, sevgi ve bakım verirken bir yandan da onun hayatta kalabilmesini sağlayacak olan yaşam becerilerini öğrenmesinde de en etkili figürdür. Bu bakımdan çocuğun yetiştirilmesinde annenin olmaması düşünülemez.

Çocuk yalnızca bakıma muhtaç bir makine değildir. Bakıcılar, mürebbiyeler hiçbir zaman annenin sevgi ve şefkat enerjisini çocuğa veremez zaten çocukta algılayamaz.. Çocuk her zaman annenin etkili enerjisini hissetmek ister.

Bazı meşhurların anneler hakkında değerli tespitleri vardır. İşte bunlardan bir kaçı: “İyi evlatlar, iyi annelerin meyveleridir”, “Bir annenin güzel huylu ve terbiyeli olması çocuğundan belli olur.”, “Bir milletin büyükleri, süt veren anneler ve mektep hocalarıdır.” demişlerdir. Batılıların da anneler ve çocukları ile ilgili güzel tespitleri vardır. Meselâ, Jean Jacques Rousseau; “Şefkatin en büyük âmili analardır. Hayatımdaki bütün hatalarım anne terbiyesi görmeyişimden ileri gelir.” diyor. Napolyon, “Bana iyi analar veriniz, size iyi vatandaşlar vereyim.” devamla da; “Fransa’nın iyi askerlere değil iyi annelere ihtiyacı vardır. Bana öyle anneler getirin size dünyayı fethedeyim.” der.

Ana hakkı Kur’an da Allah hakkından sonra gelir. Anaya karşı çok küçük bir tavır çok büyük kayıplara sebep olur. Allah Kur’an da ve Peygamberimiz de defalarca ana hakkı konusunda dikkat çekmişlerdir.

"Yüce Rabb'ın şöyle emretti; Yalnız Allah'a ibadet edeceksiniz, ana-babalarınıza iyilik yapacaksınız. Şayet bunlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlarsa sakın onlara "öf " dahi deme, yüzlerine bağırma, onlara tatlı söz söyle. Onlara, merhamet belirtisi olarak tevazu kanadını aç da, 'Ya Rab, küçüklüğümde bana şefkat gösterdikleri gibi, sen de onlara merhamet et.' de." (İsrâ, 17/23-24)

Anne; geleceğin teminatı, milletlerin umut ışığıdır. Anne, aydınlık yarınların müjdecisidir. Ama maalesef bugün anne ihmal edilmiş, lâyık olduğu yüce mevkiinden indirilmiş, fıtrî hasletleri sömürülmüş ve en aşağı derekelere düşürülmüştür. Kadınlarımızın zor seçimi: iş hayatı mı, annelik görevi mi?

Kendini medeniyet ve gelişmişliğin merkezi olarak gören Avrupa’nın demokrasi ve insan haklarının kaynağı olduğu zannedilir. Oysa, Günümüzde kadın istismarı modernize edilerek devam etmektedir. Öyle ki; anneyi asli görevinden ayırarak sokak çöpçülüğüne bile layık gördüler. Bir bayana ve bilhassa bir anneye sokak çöpçülüğü yaptırmak annenin saygınlığını çocuğun nazarında yok ediyor.

Bir kadın yazar da diyor ki: (Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşıyorum: İyi kötü birer kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece durup o arabaların birer aksesuarı gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim.) SİYONİSTLER HANIMLARI SEX OBJESİ HALİNE GETİREREK SÖMÜRÜYORLAR...

Patronlar, çocuk doğurup işini ihmal edeceği düşüncesiyle kadın yöneticiyi tercih etmiyorlar. Araştırmalar bu nedenle çocuk yapma hayalinden vazgeçen kadınların sayısının her geçen gün arttığını söylüyor. Çocuk doğuranların durumu ise içler acısı….diyor.

Kadının emeğinin ücreti daha düşük olduğu için kapitalizm için bir “yedek emek” olmaktadır. Ev kadınlarının eşit ücretle ilgili beklentileri olan çalışan annenin emeği, ücretli hamilelik izni, pozitif ayrımcılık gibi makul beklentilerin kapitalizm açısından bir maliyeti vardır. Bu tür harcamalar kapitalizmi istikrarsızlaştırır.

Türk ve İslam töresinde kadının ve bilhassa annenin önemli bir yeri vardır. Türk Hakanı: “Ben sizin Han’ınızım derken; yanındaki eşini göstererek, Bu da benim Han’ım” demiştir. İslam’da; “Cennet anaların ayağı altındadır.” Söylemi ile kadına verilen önem belirtilmiştir.

TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ HAYIRLARA VESİLE OLSUN

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın