İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın...

 İnsana takdir edilmiş, vade dediğimiz yaşam süreci içerisinde ayırt etmeden her vatandaşın sağlığını koruma tedbirleri, yönetime talip olanların; benden, ondan demeden Rahmetli Özal gibi davranmaları ile sağlık korunur ve Devlet yaşatılır.

Devleti yaşatmanın tek yolu elbette yalnızca sağlık değildir. Adalet de devletin ayakta durmasını ve halkın devlete güvenini sağlayan en önemli bir etkendir.

Halk sağlıklı olur, paylaşım ve eşit vatandaşlık haklarından nasibini alırsa; o toplumda ekonomik ve sosyal açıdan hızlı gelişme sağlanır. Toplumda yatırım güvencesi oluşacağından; istihdam sağlayıcı sahalara yönelmesi kolaylaşacaktır.

Maalesef son senelerde; insanı yaşatmak, adalet ile hükmetmek gibi temel esasları, İktidara tutunma veya iktidara gelme konusunun kısır siyasi çekişme kargaşası arasında unutulmuş olduğu gözüküyor.

Yetkililer, "Bu salgın tehdidi ortadan kalkana kadar evlerinizde kalın, kesinlikle dışarı çıkmayın." derken; günübirlik kazanıp günü birlik yiyebilen vatandaşlarımızın hali nice olacak dedikleri yok.

İçinde bulunduğumuz bu salgın dönemini bile siyasi kazanca çevirme gayretinde olan siyasiler şunu iyi bilsinler ki, halkımız "yeter söz milletindir" deme noktasına gelmiştir.

" İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın" güzellemesi ile salgından yararlanma adına siyasi propaganda yaparken; insanımızın büyük bir kısmının açlık sınırının altında olan virüs den değil ama beslenememe sonucu daha başka hastalıklara maruz kalarak sağlığını kaybedecektir.

Diğer yandan sağlıklı beslenme imkanı bulamayan bu ailelerin çocukları ve boyunları bükük ebeveynlerinin ruhsal durumunu hissedebilecek ve kendini devletine ve milletine adamış "Ben ülkem için ne yapabilirim diyebilen, konumumdan maddi manevi nasıl nemalanırımı düşünmeyen" idarecilere selam olsun...

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın