Hiç mi Ders Almadık...

Bundan tam 22 sene önce bu gün, yani 17 Ağustos 1999 yılında 7.3 lük depremle yıkılmıştı Marmara. 

Çok katlı binalar kullanılan demirin azlığı ve çimento yerine deniz kumu ile kirecin harç olarak kullanılması çok katlı binaların yerle bir olmasına neden olmuştu.

Saklansa da, gizlense de bilanço çok ağırdı. En az 25 bin kişi bu depremde yaşamını yitirmiş, binlerce ev yıkılmış, bazı kentler yerle bir olmuştu.

Enkaz kaldırma çalışmaları ise rezaletten öte bir şey değildi.

Belediye kepçeleri enkazın altında ne olup olmadığını araştırmadan paldır küldür enkazları kaldırıyor, kepçenin kaldırdığı enkazın içinden bazen cesetler, bazen yaralılar çıkıyor, hatta bazende yaralı olarak enkaz altında olan vatandaşlar bu usturupsuz çalışma neticesinde molozlar arasında canlarını yitiriyorlardı.

Yunanlar, İsrailliler bile enkaz kaldırma çalışmalarına katılmak için gelmişlerdi.

Dünyanın ve yurdun dört bir tarafından yardımlar yağıyor, yine bir grup şerefsiz deprem bölgesine götüreceğiz diye Manavgat Misali yardım topluyor, bazıları ise dağıtılan her yardımda sıvı yağ ve benzeri para eder gıda maddelerini evlerine stokluyorlardı.

Ben depremde Yalova'daydım.

Afyonkarahisar Arama Kurtarma Ekibine (AKKURT) komuta ediyordum.

40 yaşlarında tuttuğunu koparan, gözünü budaktan esirgemeyen bir delikanlı gibi enkazların altına giriyor, bazen bebekleri, bazen yaralı kadın ve erkekleri, enkaz altından çıkartıyordum. 

Genelde İsrailli mühendisler enkaz kaldırma çalışmalarımıza teknik açıdan yardımcı oluyorlardı. İsrailli bir inşaat mühendisinin "Türtkiye'de inşaatlarda çimento kullanmıyormusunuz?" sözleri zaman zaman kulaklarımda halen çınlar.

Aradan tam 22 yıl geçti.

Gece saat 03.02 de Yalova Depremi anısına dikilen anıta gideceğiz, ölenlerin anısına 22. kez karanfiller bırakıp, fatiha okuyup döneceğiz. 

Ve sabah olunca yine 17 Ağustosu unutacağız.

Aradan 22 sene geçti, peki ne değişti. Doğal afetler için ne gibi önlemler aldık, yoksa her zaman ki gibi yine her doğal afete hazırlıksız mı yakalandık?

Maalesef 22 senede yaşadıklarımızdan hiç ders almamış olacağız ki yaşadığımız tüm afetlere yine hazırlıksız yakalandık.

Son bir yıla bakalım. Hatta son 10 aya bakalım...

Deprem Bayraklı'yı yıktı hazırsızlık yakalandık.

Tek hazırlığımız belediyelerin ve Kızılay'ın seyyar mutfaklarıydı.

O soğukta vatandaşlarımız barınacak çadır, sarılacak battaniye hatta yakacak odun bulamadı.

Ormanlarımız yanmaya başiladı, hazırlıksız yakalandık...

Yangın söndürme uçaklarımız çalışmıyordu.

Binlerce futbol sahası büyüklüğünde ormanlarımız yani ciğerlerimiz yandı...

Bozkurt başta olmak üzere bir çok Karadeniz kentimizde sel oldu, yine hazırlıksız yakalandık. 

Dere yatağına ev yapılan bir memlekette sele hazırlıklı yakalanmak mümkün değil zaten.

Biz böyle bir Milletiz. 

Yaşadıklarımızdan ders almayan bir millet.

Ölüme bile hazırlıksız yakalanıyoruz.

Hangimizin köşesinde beş metre kefen bezi var ki?

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın