Hancılar ve Yolcular...

Böyle bir yazıyı yazmak istemezdim ama hani bir sözümüz var "İtin ölümü gelince caminin avlusuna işermiş" der Atalarımız.

Medyada da sırtı kaşınan geliyor bizim bahçeye, dolaylıda olsa s*çıp kaçıyor. Ben cevap verince de telefonum susmuyor. Çoğuna cevap bile vermiyorum.

Gelelim hancı yolcu meselesine...

Ünlü yazarların yazılarını çalarak isim yapmaya çalışan medya patronu (!) kızımız bir yazı yazmış. Bizi yolcu kendisini de hancı olarak anlatmış...

Biz yolcu olduğumuzu inkar mı ettik?

Hancı biziz dedik mi?

Şimdi isterseniz çoğunuzun sinema kahramanı olarak bildiği ancak tarihimizde gerçekten yaşamış olan Tarkan, Kara Murat ve Battal Gazi'yi anlatayım size.

Tarkan, Kara Murat ve Battal Gazi filmlerinde mutlaka geceyi bir handa geçirir. Hancı ajandır. Bir şekilde karısını ya da kızını Türk Kahramanların koynuna sokar. Yani, Tarkan'a, Kara Murat'a Battal Gazi'ye pezevenklik yapar. Hemen düşman askerlerine haber verir. Hana baskın yapılır, Tarkan, Battal Gazi veya Kara Murat düşman askerlerini kılıçtan geçirir, baskından sağ salim çıkar.

Hatta bazı filmlerinde hancının kızı ya da karısı gücüne hayran olduğu Türk Kahramanını kurtarmak için hanı ateşe verir yakar. Tıpkı birilerinin Yolcu Kazaklar için Akkum'da ki ormanı ateşe verdiği söylentileri gibi. Film ya bu... yakar mı yakar...

İşin bu kısmını yazımın ilerleyen bölümlerinde anlatacağım...

Şimdi dönelim han, hancı ve hancının karısı konusuna.

Düşman askerlerini kılıçtan geçiren Tarkan, Battal Gazi veya Kara Murat atına atlar padişahına durumu anlatır, padişah ordularıyla gider hanın olduğu bölgeyi düşmanlardan temizler, topraklarına katar.

Onun için biz her zaman yolcu oluruz. Ama yolcu olduğumuz yerden asla gitmeyiz. Hancı karısını da alır yeni bir han kurmak için çeker gider.

Sizin yolcu dedikleriniz memleketi karış krış sahipleniyorlar...

"Hancıyız" dediğiniz topraklarınızda yolculara avuç dolusu para ödemeden denize bile giremiyorsunuz...

Gelelim şimdi şu her zaman sahada olma meselesine...

Biz de her zaman sahadayız. Hem de sahanın tam santra yuvarlağındayız. Ama bu güne kadar çıktığımız sahada ki ormanı bizim yaktığımız dedikodusu ayyuka çıkmadı. Sahada yedek oyuncu olarak bulunan ve ormanı yaktığı söylenen kişilerin yaktığı ormanların söndürülmesi için canla başla çalışırız.

Biz de sahadayız...

Ama Cuma namazı kılınan sahaya, namaza gelenlerin abdestini bozacak şekilde giyinip gitmeyiz.

Biz de sahaya çıkarız ama vatan topraklarını Türkçe anlamı "Gizlilik" olan otelin Kazakistanlı sahiplerine satmak için değil, satılan o toprakları geri almak, istiladan kurtarmak için çıkarız.

Biz de sahaya çıkarız ama Belediyenin malzemesini çalıp evinin bahçesini yaptıranları korumak için değil, yaşlı bir vatandaşın arsa dolandırıcılarını yakalatmak için, çektiğimiz görüntülerle motosiklet hırsızlarını yakalatmak, yapılan talanı engellemek, söylenen yalanı açığa çıkartmak için sahadayız.

Hatta biz de Sığacık da kokoreç yiyoruz. Ama kokoreçciye yanımızda birinci derece akrabalarımız varken yolcularla dudak dudağa girmiyoruz. 

Anladın sanırım...

Şimdi handa bir yatak da bana ayırırsın sanırım, ama ben o yatağa asla yatmam, sevgili hancı kardeşim...

 

 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın