Evinde Otur Be Adam...

Biz Türk Milleti yasakları çiğnemekten zevk alır, yasakları çiğnemeyi marifet zannederiz.

Ama bu seferki yasak çiğnenmemesi gereken bir ulusun, hatta dünyanın yaşam kavgasının bir parçası.

Ama gel gör ki biz ille de yasağı çiğneyeceğiz.

Son olarak geçtiğimiz hafta başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 23-27 Nisan tarihlerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu.

Vatandaş 20 Nisandan başlayarak marketleri pazarları talan etti ve en az 4 aylık ihityacını depoladı.

Biz tedbirli milletiz. 4 gün diyince 4 aylık ihtiyacımızı depolarız.

Peşinden İçişleri Bakanlığı yasak süresince 09.00-12.00 arası market, büfe ve mahhalle bakkallarının açık olacağını duyurdu.

Ve 22 Nisan gecesi saatlerimiz 24.00'ü gösterdiğinde yasak başladı.

23 Nisan günü öğlene doğru Sığacık yolu üzerinde 75 yaşlarında bir amcaya rastladım. Arabamla yanaşıp "Amca nereye gidiyorsun?"  dedim.

Amca "Evde canım sıkıldı da Sığacığa doğru yürüyorum" dedi.

"Amca sokağa çıkma yasağı var. Hele senin için iki kere yasak" dedim.

Aldığım cevap çok ilginçti;

"Biliyorum zaten yasak olduğu için Sığacık tenhadır, onun için çıktım"...

Sözün bittiği nokta ne diyeyim...

24 Nisan Cuma günü saat 12.30 sıralarında İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Seferihisar Kaymakamı İlhan Abay'ı ziyaret etti. Vali bey önünde sadece motosikletli bir eskort ve 2 korumasıyla geldi. 

Haliyle Trafik ekipleri yol güzergahında tedbir aldı.

Sığacık sapağında da bir trafik ekibi görev yapıyor, araçları kontrol ediyor, gereksiz yere dışarı çıkanları ikaz ediyordu. 

Trafiğe çıkması bile sakıncalı görünümde bir şahin ışıklarda kırmızı ışık yandığı için durdu. Trafik komiseri yanına yaklaşarak derhal evine dönmesini rica etti. Aracın sürücüsü adeta kafa tutarcaına "İşimiz olmasa çıkmayız her halde" dedi. Trafik komiseri yine tüm nezaketiyle "Bak sana ceza yazmak istemiyorum. Lütfen evine dönermisin?" dedi. 

Sürücü ukalalığını sürdürünce aracı kenara çektirdi ve gerekli işlemi yaptı, cezasını yazdı ve bir polis eşliğinde aracı ve sahibini evine gönderdi.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup düşünelim;

1- Bu komiser ve ekibi ilçenin trafiğini kontrol altında tutuyor.

2- Bu komiser ve ekibi sokağa çıkma yasağının ihlal edilmemesini sağlıyor.

3- Bu komiser ve ekibi gerektiğinde yardım isteyen vatandaşın yardımına koşuyor ve ekmeğine kadar kapısına götürüyor.

4- Ve bu komiser ile ekibi de senin benim gibi etten ve kemikten yaratılmış bir canlı olarak günlerdir senin benim sağlığımı korumak için uyumadan, günde bir kaç saat istirahat ederek hizmet veriyor...

Bu şartlarda çalışan Devletin bir görevlisinin nazikane davetine neden uymayız da burnumuzun dikine gideriz anlamıyorum.

Bakın dostlar gerçekten ülkemiz zor günler geçiriyor.

Askerimiz, polisimiz, sağlık emekçimiz, belediye çalışanımız, devlet memurlarımız, Kaymakamımız, Valimiz, Bakanımız gecesini gündüzüne katıyor ve bizim sağlığımızı korumaya, daha açıkçasını söyliyeyim bizim virüs kapıp ölmemizi engellemeye çalışıyor.

Peki bizde ki bu yasak çiğneme hevesi, vurdum duymazlık neden?

Bırakın artık "Ben yasak dinlemem" egosunu.

Dinletirler dostum dinletirler...

Hem de seve seve...

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın