Denizi Kim Kirletiyor?


Merhaba Değerli Okurlar;
     Gündemde ele alınacak çok konu var aslında ancak Seferihisar Akarca plajının yıllarca kanayan bir yarası durumuna gelen arıtma tesisi ile ilgili yaşanan içler acısı durumdan bahsetmeyi önceliğe aldım. Yıllardan beri ne yazık ki çözülemeyen hatta günden güne durumun daha da vahim hale geldiğini göz göre göre yaşıyoruz. Her ne kadar kabul etmeseler de İZSU ya ait arıtma tesisinin yetersizliği aşikar. Bundan dolayı da tesisten evsel atıklar Akarca plajında bulunan dereden denize akıtılmakta. Yıllarca çaresizce yapılan mücadeleye rağmen şu an itibarıyla çözülen ve iyileşen hiçbir şey yok! 2017 yaz sezonunda deniz suyundan alınan numune sonucunun, değerlerin kat be kat üzerinde olması üzerine Türkiye Çevre Eğitim Vakfı yetkilileri tarafından mavi bayrağın indirilmesini içim sızlayarak izledim. 2019 yaz sezonunda bir çocuk, aynı sahilde girdiği denizden mikrop kaparak acilen hastahaneye  kaldırılmış ve denizdeki evsel atığın sebep olduğu kesinleşmişti. Sonrasında  deniz suyunda ki  koli basili oranının normal değerlerin iki bin kat üzerinde çıkması üzerine  denize girmek tehlikelidir anonsları  ve sahilin her yerine çakılan tabelalar da içimizi sızlatan ikinci bir tablo olmuştu.  Sahilde bulunan ve tamamı turistlerden oluşan oteldeki turistlerin kimi aldırmaz kimi panik hallerini de unutmak mümkün değil. 
   Belediye yetkililerinin bu konuya duyarlı olduklarını bilsem de neden hala kalıcı bir çözüm üretilemediğini anlamış değilim. 
    Sene 2020 mevsim yaz,  zaman normal zaman olsa sahillerde insanlar dolu olurdu virüs nedeniyle şu an için bir çok insan bu keyfi erteliyorlar. Ama ne yazık ki ertelemeyenler de var özellikle Akarca plajındaki sitelerde yaşayan çocuklar. Geçtiğimiz haftalarda  iki küçük çocuk hastahaneye kaldırıldılar doktorların çocukların denize girip girmediklerini sorması ise durumun vehametini gün yüzüne çıkartıyor. Kış aylarında çevre site sakinleri ile defalarca yaptığımız toplantılarda birinci gündem arıtma idi. Mayıs sonu geldi durumda hiçbir değişiklik yok. Önümüzü göremiyoruz ama tahmin etmek hiç de zor değil. Deniz kirli ve kokuyor bu kesin, deniz kenarında çıplak ayakla yürümeye bile imtina ediyorum. . Şu anki durumumuza baktığımızda ne acı ki keyifli bir deniz sefası süremeyeceğiz gibi duruyor.
   Bu durum yenimi diye geriye dönüp baktığımız zaman ne yazık ki çook  eskilerde de durum aynıydı. Peki ne değişti diye sorduğumuzda insanların bu derece bilinçli olmadığı sosyal medyanın, bilgisayarın hayatımızda  ki yerinin bu kadar etkili olmadığı dönemlerde insanların daha az bilgiye sahip olmasını  söyleyebilirim.
   Peki deniz suyu arıtmadan kirlenmiyorsa bu denizi kim kirletiyor? Yazarken bile gülümsedim. Güleriz ağlanacak halimize. Yazılacak o kadar çok şey var ki. Bu konu çözülene kadar bitecek gibi görünmüyor.
    Sevgi ve saygılarımla değerli okurlar…
 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın