Darbeler İle Yok Etmek...

Osmanlı’nın gücünden rahatsız olan Batı savaşarak başaramıyacağı; Osmanlıyı yıkmak ve Anadolu’dan uzaklaştırmak adına darbeler ile yıpratarak sonuca varma formülü üzerinde aralarında anlaştılar. İlk teşebbüsleri 1877 de Osmanlı’yı toparlama hamleleri yapan Sultan Abdulaziz Han’ı tahttan indirerek ve de intihar süsü verilerek şehit edilmesiyle başladı.

Darbeleri hazırlayanlar daima iç bünyede bulunan askeri erkan içinden ya sızdırdıkları hain veya ikbal ve para vaat ederek kullandıkları elemanlara darbeleri yaptırırlar. Bu Abdulaziz Han’a ve Abdulhamit Han’a yapılan darbeler ile 27 Mayıs 1960 ve sonraki darbeler arasında fark yoktur.

Abdulaziz Han’a yapılan darbeyi Serasker Hüseyin Avni Paşa, Askeri okullar reisi Süleyman Paşa, hürriyet Şehidi diye ün salan Midhat Paşa, organize ederk, Abdulaziz’i tahttan indirmişlerdir. Sağ kalması tehlike arz eder diye İntihar süsü verilerek şehit edilmiştir.

Abdulaziz Han’a yapılan darbe ile 1960 darbesi arasında üzücü benzerlikler buluynmakta. Bazı kesimlerde hala 27 Mayıs bir darbe mi? Yoksa meşruiyetini kaybetmiş zalim bir iktidara karşı şanlı ordunun direniş hakkını kullanması olarak görenler var. Ayrıca Hükümete muhalif diğer patiler ise demokratik yapının yara aldığını umursamaz tarzda rakiplerinin yıkılmasından mutluluk duymuşlardır.

Elbette bu karanlık odaklar hedeflerine ulaşıncaya kadar darbe ortamı yeniden olgunlaşıncaya kadar iç bünyede; huzursuzluk, kamplaşma, ekonomik ve sosyal yapıyı tahrip edecek uygulamalara devam edeceklerdir. Hatta zaman zaman meşru iktidarları vesayet altına alarak yapamadıklarını yaptırabilecek durma gelebileceklerdir.

Bu badireleri atlatabilmek için toplum olarak tarih bilincine ve Kültür kimliğine sahip çıkması ile yıkılmaz bir milli duruş tesisine ihtiyacımız olacak.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın