Corona ve 657...

Başta Sağlık Emekçilerimi olmak üzere,askerimiz, polisimiz, devlet memularımız, belediye çalışanlarımız, yani aklınıza nerede bir kamu çalışanı geliyorsa hepsi canla başla corna virüsü ile adeta savaşıyorlar. Yeri geldiğinde canları pahasına bu illetin yayılmasını önlemek için çaba sarfediyorlar. 

Ve ne yazık ki bazıları yaşamlarını yitirirken bazıları da hastalığı bazı hasarlalrla atlatıyor. 

Dünya tıp insanları corona virüsünün vücuduna girdiği kişnin iyileşmesi halinde bile beyin başta olmak üzere bazı organlarda hasar bıraktığını saptadıklarını açıklıyorlar.

Bu demektir ki corona ile yüz yüze gelen her çalışan memur, işçi, emekçi salgın bitsede vücudunda bazı hasarlarla yaşamına devam edecek.

Avukat Nadire Özkaya bu konuyu içeren güzel bir makale yayınlamış. https://sosyalpolitika.fisek.org.tr/yapiya-karsi-hic-kimse-dava-acamaz/ adresi başta olmak üzere bir çok sitede yayınlanan yazısının başında Avukat Özkaya şöyle diyor;

"1952 yılında imzalanan, Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında 102 Sayılı ILO Sözleşmesi, çıkış tarihinden 20 yıl sonra 10.08.1971 tarihinde ülkemiz tarafından onaylanmıştır.

Sözleşmeyle, ulusal yasal düzenlemeler arasındaki uyum, kısmen 1960’lı yıllarda gerçekleştirilmiştir.

Bu süreçte işçi-memur ayrımının neden olduğu bir dizi ayrımcılık yaratan sorun ortaya çıkmıştır.

İşçi statüsünde çalışanlar için 506 sayılı yasayla “sosyal güvenlik” hakkını oluşturan önemli sigorta kolları hüküm altına alınmıştır.

Memur statüsünde çalışanlar için, T.C.Emekli Sandığı yeniden yapılandırılmak yerine, sosyal güvenlik hakkını oluşturan önemli sigorta kollarından bir bölümü, çalıştıkları kurumlarca karşılanan sosyal yardım kollarına ve nakdi tazminata dönüştürülmüştür."

Yani 1952 yılında imzalanan uluslararası bir sözleşmenin imzalanmasından tam 19 yıl sonra Ülkemizce tanınan bu sözleşme ile 657 sayılı kanuna tabi olan devlet memurlarımıza ve ssk'lı işçilerimize özellikle sağlık alanında bazı sosyal haklar verilmişitir.

Avukat Nadire Özkaya yazısının devamında ise iş kazası ve meslek hastalıkları konusunda düzenlenen kanunlarda ki çalışan haklarını anlatıyor. 

Bakın yazının devamında çalışanların iş kazası ve mesleki hastalıklardan doğan hakları nasıl anlatılmış;

"İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası,

I-

657 sayılı yasada aşağıda sunulduğu şekliyle hüküm altına alınmıştır:

Hastalık ve analık sigortası :

Madde 188-

A) Devlet memurlarının hastalık, analık ve görevden doğan kaza ve mesleki hastalık,

B) Devlet memurlarının eşleri ve bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve çocuklarının hastalık ve analık,

C) Bir kanuna dayanılarak emekli ve malullük aylığı alanların (Sosyal Sigortalar Kurumu’nca uygulanan iş kazaları ile meslek hastalıkları, malullük ve yaşlılık sigortalarından gelir ve aylık bağlananlar hariç) hastalık ve analık,

Ç) (C) bendinde belirtilen emekli veya malullük aylığı alanların aile fertlerinin hastalık ve analık,

D) Bir kanuna dayanılarak dul veya yetim aylığı alanların (Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir veya aylık alanlar hariç) hastalık ve analık,

hallerinde, gerekli sosyal sigorta yardımları sağlanır.

Bu sigorta yardımları özel kanunlarla düzenlenir.

Bu sigortalardan tanınan hak ve sağlanan yardımlar, genel sosyal sigorta rejimleri ile kabul edilen hak ve yardımlardan az olamaz.

657 sayılı Yasanını 188.madde gerekçesinde genel bir değerlendirme sunulmuştur. 188.Madde Gerekçesi aynen şöyledir:

Madde 188.- Bu madde, Devlet memurları için çeşitli alanları kapsayan geniş bir sigorta sisteminin kurulmasını öngörmekte ve bu konuda özel kanun hükümlerinin hazırlanması lüzumunu belirtmektedir. Öngörülen hükümler hazırlanıncaya kadar yürürlükteki hükümleri muhafaza edilecektir. Ancak, tasarıyla öngörülen sigorta sistemi, devlet memurları için tesbit edilecek sosyal yardım imkanlarının memlekette kabul edilmiş başka genel sosyal sigorta rejimlerinden aşağı olmaması şart koşulmaktadır. Gerçekten bugün sosyal sigortalar bakımından bütün çalışanların aynı şartlardan faydalandıkları söylenemez. Mesela işçiler bakımından uygulanmakta olan sosyal sigortalar sistemi devlet memurlarının faydalanabilecekleri sosyal yardım imkanlarından hayli ileridir. Tasarı, bu dengesizliği önleyecek bir yön ve seviye göstermektedir.

Ancak 657 sayılı Yasanın 188 ve devamındaki maddeler incelendiğinde, görüleceği gibi, “İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hakkı dışında hastalık, analık, ölüm sigortası yardımları o tarihte 657 sayılı yasayla çözüme kavuşturulmuştur. Bu sigorta kollarından sunulması gereken yardımların, memuru çalıştıran kurumlarca karşlanması hlüküm altına alınmıştır. 1965 yılından 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmamıştır.

657 sayılı Yasanını 188.madde gerekçesinde genel bir değerlendirme sunulmuştur. 188.Madde Gerekçesi aynen şöyledir:

Madde 188.- Bu madde, Devlet memurları için çeşitli alanları kapsayan geniş bir sigorta sisteminin kurulmasını öngörmekte ve bu konuda özel kanun hükümlerinin hazırlanması lüzumunu belirtmektedir. Öngörülen hükümler hazırlanıncaya kadar yürürlükteki hükümleri muhafaza edilecektir. Ancak, tasarıyla öngörülen sigorta sistemi, devlet memurları için tesbit edilecek sosyal yardım imkanlarının memlekette kabul edilmiş başka genel sosyal sigorta rejimlerinden aşağı olmaması şart koşulmaktadır. Gerçekten bugün sosyal sigortalar bakımından bütün çalışanların aynı şartlardan faydalandıkları söylenemez. Mesela işçiler bakımından uygulanmakta olan sosyal sigortalar sistemi devlet memurlarının faydalanabilecekleri sosyal yardım imkanlarından hayli ileridir. Tasarı, bu dengesizliği önleyecek bir yön ve seviye göstermektedir.

Ancak 657 sayılı Yasanın 188 ve devamındaki maddeler incelendiğinde, görüleceği gibi, “İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hakkı dışında hastalık, analık, ölüm sigortası yardımları o tarihte 657 sayılı yasayla çözüme kavuşturulmuştur. Bu sigorta kollarından sunulması gereken yardımların, memuru çalıştıran kurumlarca karşlanması hlüküm altına alınmıştır. 1965 yılından 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmamıştır.

657 sayılı Yasanını 188.madde gerekçesinde genel bir değerlendirme sunulmuştur. 188.Madde Gerekçesi aynen şöyledir:

Madde 188.- Bu madde, Devlet memurları için çeşitli alanları kapsayan geniş bir sigorta sisteminin kurulmasını öngörmekte ve bu konuda özel kanun hükümlerinin hazırlanması lüzumunu belirtmektedir. Öngörülen hükümler hazırlanıncaya kadar yürürlükteki hükümleri muhafaza edilecektir. Ancak, tasarıyla öngörülen sigorta sistemi, devlet memurları için tesbit edilecek sosyal yardım imkanlarının memlekette kabul edilmiş başka genel sosyal sigorta rejimlerinden aşağı olmaması şart koşulmaktadır. Gerçekten bugün sosyal sigortalar bakımından bütün çalışanların aynı şartlardan faydalandıkları söylenemez. Mesela işçiler bakımından uygulanmakta olan sosyal sigortalar sistemi devlet memurlarının faydalanabilecekleri sosyal yardım imkanlarından hayli ileridir. Tasarı, bu dengesizliği önleyecek bir yön ve seviye göstermektedir.

Ancak 657 sayılı Yasanın 188 ve devamındaki maddeler incelendiğinde, görüleceği gibi, “İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hakkı dışında hastalık, analık, ölüm sigortası yardımları o tarihte 657 sayılı yasayla çözüme kavuşturulmuştur. Bu sigorta kollarından sunulması gereken yardımların, memuru çalıştıran kurumlarca karşlanması hlüküm altına alınmıştır. 1965 yılından 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmamıştır.

657 sayılı Yasanını 188.madde gerekçesinde genel bir değerlendirme sunulmuştur. 188.Madde Gerekçesi aynen şöyledir:

Madde 188.- Bu madde, Devlet memurları için çeşitli alanları kapsayan geniş bir sigorta sisteminin kurulmasını öngörmekte ve bu konuda özel kanun hükümlerinin hazırlanması lüzumunu belirtmektedir. Öngörülen hükümler hazırlanıncaya kadar yürürlükteki hükümleri muhafaza edilecektir. Ancak, tasarıyla öngörülen sigorta sistemi, devlet memurları için tesbit edilecek sosyal yardım imkanlarının memlekette kabul edilmiş başka genel sosyal sigorta rejimlerinden aşağı olmaması şart koşulmaktadır. Gerçekten bugün sosyal sigortalar bakımından bütün çalışanların aynı şartlardan faydalandıkları söylenemez. Mesela işçiler bakımından uygulanmakta olan sosyal sigortalar sistemi devlet memurlarının faydalanabilecekleri sosyal yardım imkanlarından hayli ileridir. Tasarı, bu dengesizliği önleyecek bir yön ve seviye göstermektedir.

Ancak 657 sayılı Yasanın 188 ve devamındaki maddeler incelendiğinde, görüleceği gibi, “İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hakkı dışında hastalık, analık, ölüm sigortası yardımları o tarihte 657 sayılı yasayla çözüme kavuşturulmuştur. Bu sigorta kollarından sunulması gereken yardımların, memuru çalıştıran kurumlarca karşlanması hlüküm altına alınmıştır. 1965 yılından 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmamıştır.

657 sayılı Yasanını 188.madde gerekçesinde genel bir değerlendirme sunulmuştur. 188.Madde Gerekçesi aynen şöyledir:

Madde 188.- Bu madde, Devlet memurları için çeşitli alanları kapsayan geniş bir sigorta sisteminin kurulmasını öngörmekte ve bu konuda özel kanun hükümlerinin hazırlanması lüzumunu belirtmektedir. Öngörülen hükümler hazırlanıncaya kadar yürürlükteki hükümleri muhafaza edilecektir. Ancak, tasarıyla öngörülen sigorta sistemi, devlet memurları için tesbit edilecek sosyal yardım imkanlarının memlekette kabul edilmiş başka genel sosyal sigorta rejimlerinden aşağı olmaması şart koşulmaktadır. Gerçekten bugün sosyal sigortalar bakımından bütün çalışanların aynı şartlardan faydalandıkları söylenemez. Mesela işçiler bakımından uygulanmakta olan sosyal sigortalar sistemi devlet memurlarının faydalanabilecekleri sosyal yardım imkanlarından hayli ileridir. Tasarı, bu dengesizliği önleyecek bir yön ve seviye göstermektedir.

Ancak 657 sayılı Yasanın 188 ve devamındaki maddeler incelendiğinde, görüleceği gibi, “İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hakkı dışında hastalık, analık, ölüm sigortası yardımları o tarihte 657 sayılı yasayla çözüme kavuşturulmuştur. Bu sigorta kollarından sunulması gereken yardımların, memuru çalıştıran kurumlarca karşlanması hlüküm altına alınmıştır. 1965 yılından 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasıyla ilgili özel yasal düzenlemeler yapılmamıştır."

657 sayılı Devlet Memuaları yasasının 188. maddesi aslında çok açıktır. Mesleki hastalık neticesinde çalaşamaz duruma gelen memurlar diğer memurlardan daha fazla maddi ve sosyal imkan ile emekli olur ancak bu alanda gerekli düzenlemeler tam anlamıyla yapılmamıştır.

Bu güne gelirsek belirttiğim gibi corona virüsü ile savaşan tüm çalışanlar bu salgının bitmesinden sonra mutlaka bu virüsün bir izini taşıyacaktır. Yani bu durumda tüm çalışanlara, görevi gereği corona ile karşıya gelenlere bu sosyal haklar verilmelidir.

Avukat Nadire Özkaya yazısında iş kazası ve mesleki hastalık neticesinde emekli olan memurlara maaş bağlanma konusunu ise şöyle anlatmıtır.

"Memur statüsünde çalışanların iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası hakkı kapsamında önemli bir diğer yasal düzenleme 1929 tarih ve 1475 Sayılı Yasa ile onun devamı niteliğinde olan 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanundur.

Güven ve asayişin korunması ile ilgili görevlerinden dolayı yaralanan, sakatlanan ve yaşamını yitirenlerin yakınlarına ödenecek nakdi tazminat ve aylıkların hüküm altına alındığı bu yasayla, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası kapsamında değerlendirilmesi gereken hakların “güvenlik ve asayiş görevleri” ile sınırlı olarak ele alıdığını görüyoruz. Bu yasaya göre göreve bağlı sakatlık, hastalık ve ölüm halinde öngörülen maaş vazife malullüğü maaşına atıf yapılarak çözülmeye çalışılmıştır. Böylece iş kazasınedeniyle bağlanması gereken maaş gözden kaçırılmıştır. Bu durumda olan bir işçiye hem maluliyet sigortasından hem de iş kazası sigortasından maaş bağlanmakta olup, yüksek olan maaşı tam diğerinin ise yarısı ödenmektedir.

Bu yasa, sadece hizmete bağlı bir sınırlama yaparak memur statüsünde çalışanlar arasında ayrımcılığa neden olmuştur.

1965 yılından içinde yaşadığımız 2004 yılına kadar geçen yarım yüzyıllık süreye karşın 657 Sayılı Yasanın 188.Maddesinde yazılan iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasını hayata geçirecek yasal düzenlemeler hala çıkarılmış değil.

İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası, tümüyle işveren tarafından karşılanan bir sigorta koldur. İş riskine göre primi ödenen bu sigorta kolu, memur statüsünde çalışanlar için bugüne değin işler hale getirmemiştir.

Bilindiği gibi T.C.Anayasası’nın 60.maddesi şöyle buyurmuştur: “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”

657 Sayılı Yasa’nın 188.madde gerekçesinde belirtilen geniş bir sigorta sisteminin kurulması öngörüldüğü halde bu görev ne yazıkki bu güne değin görmezden gelinmiştir.

Konu, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası hakkının korunmasına gereksinme duyanlar açısından bakıldığında yüzleşmeye cesaret edilemeyecek kadar trajik bir noktadadır.

Yazımıza konu olan çalışmaların başlangıcında, koruyucu nitelikteki Hepatit B aşısı yapılmadığı için yaşamını bu hastalıktan yitiren Dr.Muhsin Yiğiter’in akla durgunluk veren ölümü, her yönden bir sorgulama zorunluluğu ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

1994 yılında Genel Sağlık İş Sendikası Örgütü aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz bir anket sonucu Sağlık Sektöründe yaşanan iş kazası ve meslekhastalıkları olgusu ürkütücü boyutlardadır. 2050 kişilik rastlantısal bir grupta 582 meslek hastalığı ve iş kazası olayı saptanmıştır.

582 olgu içinde Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre, geçirdiği iş kazası sonucu epilepsi ve anestezik gazlar sonucu aplastik anemi gelişmiş genç bir sağlık çalışanı kadının işgücü kaybının saptanması, kendi başına ürkütücü bir sonuçtur. Karaciğer nakli aşamasına gelmiş olgular da aynı şekilde…

Çok acıdır ki, bire bir ilgilendiğim olgularda, 657 Sayılı Yasa’nın 105.maddesinde öngörülen iş kazası ve meslek hastalığı halinde iyileşinceye değin süresiz rapor hakkı, asla bu durumda olan çalışanlara kullandırılmamıştır"

Avukat Nadire Özkya, yazısının devamında iş kazası ve mesleki hastalık geçiren memur ve işçilerin izin kullanma haklarını anlatmıştır. Mesleki hastalık geçiren çalışanların izin ve rapor haklarının yasalarla belirlenmesine rağmen işçi ve memurlara bu hakları kullandırılmamıştır. Avukat Özkaya'nın bu konuda ki yorumu ise aynen şöyledir;

"Hal böyle iken, Hepatit B hastalığına yakalanan bir sağlık çalışanı hastalığın aktif olduğu denemde bile rapor hakkında yararlanamadığı ne yazıkki olası ve sıradan bir uygulamadır.

Konu, iş kazası ve meslek hastalığı tedavi giderleri bakımından da önemlidir. Çünkü iş kazası ve meslek hastalığı sigortasının yaşama geçirilmesi bu denli ertelenirken, bu sigorta kapsamında, koruyucu ve tedavi edici tüm hizmetlerin ücretsiz ve geciktirilmeksizin sonulması gerekli ve zorunludur. Başta Anayasa olmak üzere konuyla ilgili hukuk normları ve 657 Sayılı Yasanın 188.maddesi hükmü bunun yasal dayanağını kuşkuya gerek olmayacak bir biçimde sunmaktadır.

Memur statüsünde çalaşanların bugüne kadar bu durumu dikkate değer bir istem olarak ortaya koyamamaları ve etkin bir sendikal örgütlenmeden yoksun bulunmaları, yarım yüzyıllık gecikmede pay sahibidir."

Bahsedilen Hepatit B Hastalığının yerini bu gün corona yani Covit-19 virüsü almıştır.

Avukat Nadire Özkaya sunucu ise şu şeklde bağlamıştır;

"SONUÇ : Anayasa’nın 60.maddesinde,hüküm altına alınan sosyalgüvenlik hakkına içerikkazandıran en önemli sigorta kollarındanbiri iş kazasıve meslekhastalıkları sigortasıdır.

Tüm çalışanları kapsayan etkin bir sosyal güvenlik düzenini ve kurumlarını toplum olarak meydana getirmek zorundayız."

Evet Avukat Nadire Özkaya'nın yazdığı makalesinde anlattığı gibi bu gün corona virüs ile mücadele eden sağlık emekçileri, polisler, askerler, kamu ve belediye çalışanlarının bu hakları gasp edilmektedir.

Umarız bu hakları en kısa zamanda kendilerine iade edilir.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın