Çav Bella Olayı Rastgele Oluşmuş Değildir.

Temelleri Lozan sürecinde oluşturulan bir tuzağın devamıdır. Çav Bella'nın minareden okutulması başarılarının merkeze beyanıdır. Üstelik Gavur İzmir yaftası yapıştırılmış bir belde de olması daha da ilginçtir.'Çav Bella'cılar birçok STK oluşturdukları gibi Atatürk'ün ölümünden ve İsmet İnönü'nün devrinde hem Devlete sızdılar hem de CHP yi ele geçirdiler. Pekiii; bizler budurum karşısında ne yapıyoruz? Çağdaşlaşmak adına kendi kültürümüzü çoğunlukla terk edip; Batı'nın sunduğu ahlak dışı yaşam tarzı, Moda, duygusuz Müzik, aile yapısını tahrip eden dizi ve filmler ile uyutulurken; onlar minarelerimizi bile ele geçirdiler. Önce minare, sonra ...

HAYIM NAHUM PLANI:

O plan kısaca şöyledir;

"Türkleri ortadan kaldırmadan Vaat edilmiş topraklara sahip olmamız mümkün değildir. Ama Türkleri de ortadan kaldırmak imkansız gibi. Madem Türkleri ortadan kaldıramıyoruz, o halde onları yumuşak lokma haline getirmeliyiz. Mesela: çevrelerinde sorunlu bölgeler icat etmeli, hak ettikleri bölgelerin çözümünü ileri tarihlere ertelemeli, bir belirsizlik oluşturmalıyız. Böylece Türkler habire meşgul olmalı ve kendi dertlerine düşmeliler.” Haim Naum'un Lozan görüşmeleri esnasında ortaya çıkması ve kaşla göz arasında reis İsmet Paşanın en gözde danışmanı/müşaviri oluvermesi, ikinci delegasyon makamındaki Dr. Rıza Nur'un dikkatini çeker.

Kaleme aldığı hatıralarında, bu "emrivâki"den şöyle bahseder:

"Bir müddettir İstanbul eski Hahambaşı Haim Naum, Lozan'da kaldığımız otelde görülmeğe başladı. Baktım bir gün İsmet'le görüşüyor. Ne yapmış, kimi vasıta yapmış bilmem. ismet'e yanaşmış. Yaman Yahudi!.. Artık İsmet'ten ayrılmıyor. Yemek zamanını biliyor ya, asansörün yanında bizi bekliyor. Derhal İsmet'in koltuğuna giriyor, belinden yakalıyor; o da onun... ismet'i lüzumu yokken holde dolaştırıyor. Sonra yemek salonunda, İsmet'le şakalaşıyor, gülüyor... Anlaşılıyor ki, herkese: 'İsmet benim samimi, teklifsiz arkadaşımdır' diye göstermek istiyor ve gösteriyor. Nihayet bütün Yahudi sırnaşıklığı ile yanaştı. İsmet'in yakasını bırakmıyor... şimdi odasından da çıkmıyor. ismet bunu müşavir tâyin etti. Yevmiye vermeye de başlamış. Bana da söylemiyor. Heyet–i murahhasa çiftliktir, kullanıyor. Ne diye kandırdı bilmem. Bu sadedil İsmet, Yahudinin dolabına girdi. Derken Hahambaşını soframıza da aldı. Bu vakte kadar sesimi çıkarmamıştım.

"İsmet'e dedim ki: 'Bu Yahudi de başımıza nereden çıktı? Senin böyle bir Yahudi ile laubali görüşmen haysiyetini ve Türk milletinin, heyetinin haysiyetini kırar. Bu kadar yüz verme!' İsmet, bana kızdı... Derken, herif azdıkça azdı. Heyetten şuna buna herkesin içinde kumanda ediyor. Benim önüme de geçip yürüyor. ihtimal İsmet benim sözlerimi ona söyledi... İsmet'e tekrar dedim: 'Bu bir Yahudidir. Adi adamdır. Bunun kim bilir ne fenâ işleri vardır? Bundan bir hayır bekleme!..

' Rıza Nur'un anlattıklarını teyit edenlerden biri de Rauf Orbay'dır.

Türkiye'de en üst seviyede askerî ve siyasî görevlerde (Bakanlık, Başbakanlık, Meclis ikinci Başkanlığı...) bulunmuş olan Orbay, aynı hususla ilgili olarak şunları kaydediyor: "ismet Paşa, anlaşıldığına göre, Lozan'da ingilizlerle bir çeşit gizli arabuluculuk rolü oynayan istanbul Yahudi Hahambaşı Haim Naum Efendinin telkinleriyle, Hilâfetin artık ne şekilde olursa olsun Türkiye'de devamına müsaade edilmeyip, derhal kaldırılması fikrini tamamıyla benimsemiş bulunuyordu." (Feridun Kandemir, Hatıraları ve Söyleyemedikleri ile Rauf Orbay, s, 96)

"Hahambaşı İsmet'e bütün İngiliz ve Fransız ricâlini tanıdığını, hepsi ahbabı olduğunu, işleri istediği gibi yaptıracağını söylüyormuş. Tabiî İngiliz, Fransız ve İtalyan delegelerine de İsmet'in avucunda olduğunu söylüyordu... Lozan muhitinde dolaşıyor, herkese: 'İsmet teklifsiz ahbabımdır, sözümden dışarı çıkmaz' diyormuş.." (Dr. Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, c. 3, sh.1049–1050) Siyonist Haim NAHUM 1923 yılında Lozan antlaşması öncesinde Avrupalı dostlarına ve mason loca şeflerine şöyle seslenmiştir.

'' Yanlış yapıyorsunuz; Anadolu'yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayır, birkaç yıl içinde bu milletin yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz! Öyleyse yapılacak şey; Lozan antlaşmasıyla bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyet'ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız. Müslüman Türkler, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidirler. Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetecilere, hepsi ele geçirilmelidir. Onlar, ülkelerini parsel parsel satacak hale getirilmelidirler. Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra ise, Türkiye parçalanıp büyük İsrail'e katılmalıdır. '' demiştir.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın