Bir Aya Doldu, Ne Olacak Şimdi?

62 yaşındayım ve ben bu yaşıma kadar herhangi bir mahkemenin bir şahsın müracaatı üzerine bir başka şahsa konuşma cezası verdiğini görmemiştim. Türk Adaletinde örnek bir karar olan, bundan sonraki müracaatlara msal teşkil edecek olan kararı Seferihisar Sulh Ceza Hakimliği verdi. Ayhan Köksa'a yani bana Ezgi Yeşil hakkında 1 ay konuşmama cezası verdi. Bende itiraz etmeme rağmen, itiraz sonucunu beklemeden bir ay boyunca sustum ve Ezgi Yeşil hakkında ne yazı yazdım, ne de konuştum. Zaten Ezgi Yeşil hakkında konuşacak kadar seviyemi düşürmeyi asla düşürmedim. Seviye derken gazetecilik seviyemden bahsediyorum.

Dedim ya 62 yaşındayım, 16 yaşımdan bu yana yani 46 senedir gazeteceilik yapıyorum. Bu güne kadar hiç bir gazetecinin köşe yazısını kopyalayıp yapıştırmadım. Başkasının yazdığı yazıya sahip çıkıp bu yazıyı ben yazdım demedim.

Ne yazmışım Ezgi Yeşil hakkında. Yukarıda haberin kupürü var. "Gülse Birsel'in Yazısını Bile Çalmış" demişim. Yalan mı söylemişim. İşte resim ortada. Ülke çapında nam yapmış, tanınmış bir yazarın köşe yazısını alacaksın "Ben yazdım" diye köşende paylaşacaksın, ben de bunu göreceğim ve susacağım. Tabi ki susmayacağım. Haydi şimdi "O yazıyı ben yazdım, Gülse Birsel Benden Çaldı" desene. Diyemezsin çünkü her iki yazının da yazılma tarihleri üzerinde. Demek ki ben "Çalmış" derken doğruyu söylemişim.

Başka ne yazmışım? "Stadyumda ki Cuma Namazına kadın gazetecinin bol dekoltesi imza attı" demişim. Peki yalan mı söylemişim. Resim yukarı da. Millet aylar sonra Cuma Namazı kılmak için stadyuma toplanmış, sen ve elemanın tam dekolte namaz için saf tutanların arasında dolaşıyorsun. Resim yukarıda. İnkar et hadi. De ki" Biz başımız kapalı, tesettürlü geldik stadyuma." İnancın olmaya bilir ama inananlara saygı duymak zorundasın. Orada Namaz Kılınıyorsa, oradakilere saygı duymak zorundasın. Ama sen ve çalışanın ne yapmış? Resimde görüleni yapmış...

Gelelim orman yangını meselesine. Ben hiç bir yazımda "Ezgi Yeşil'in eşi" dememişim. "Yanan orman alanında bir gazetecinin eşinin arabası görülmüş. Vatandaşın dilinde böyle bir dedikodu dolaşıyor" demişim. Sen verdiğin dilekçe ile o gazetecinin sen olduğunu kabul etmişsin. Yani özetle "Ayhan Köksal'ın yazısında bahsettiği gazeteci benim, kasdedilen benim eşim" demişsin.

Hahhh... şimdi Akkum yangınını soruşturan sayın Savcıma bir görev düşüyor. Burada ki samimi ikrardan yola çıkarak Ayhan Köksal'ın bahsettiği gazetecinin senin eşin olduğunu söylediğin için eşin hakkında Akkum Yangınıyla ilgili soruşturma açmak. Madem Ayhan Köksal yani ben isim vermemişim, ama sen Asliye Ceza Hakimliğine verdiğin dilekçede "Benim hakkımda yazıyor" demişsin eşinin ormanı yaktığını kabul etmişsin demek ki. Sanırım duyarlı Savcımız bu konuyu göz önüne alıp gereğini yapacaktır.

Şimdi bu karar emsal teşkil decek; Ayşe Teyze dilekçe verecek. "Komşum Fatma benim hakkımda dedikodu yapıyor. Konuşmasına yasak getirin" diyecek. "Böyle dava mı olur?" diyemeyeceksiniz. Ayhan Köksal hakkında verdiğiniz konuşma yasağı kararınız emsal gösterilecek. Ben üst mahkemenin bu kararı bozacağından eminim. Gönül isterki kararınızı tekrar inceleyin ve yanlıştan kendiniz dönün. Emsal karar yaratmayın.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın