Beni Bilen Bilir... Bilmeyen Kendi Bilir...

Şimdi bir çoğunuz durup dururken "bu yazıyı neden yazdın, bu resimleri neden yayınladın" diyeceksiniz. 

Anlatayım;

Yaklaşık 2 ay önce Seferihisar'da ki 3-5 kendini bilmez akılları sıra birilerine borazanlık yapmak için yayınlamış olduğum bir videodaki görüntüleri çarpıtarak "Bu dinsiz Minarede ezan okunurken alkış yapıyor" diyerek akılları sıra beni linç etmeye çalıştılar. Bu kendini bilmezler boranzanlığını yaptığı kişilerin gönderdiği videoyu izlemeden "Ezanı okunurken alkışlıyor" yaygarasını bastılar. "Ne mutlu bana ki ezan okuyan bir hocamızı sesi çok güzel diye alkışlamışım" diyeceğim ama benim sağlık emekçilerini alkışladığım sırada ne yazık ki minareden ezan okunmuyor, duayı bitiren hoca tekbir getiriyordu. Ama bu geri zekalılar onu bile ayırt edemiyorlar, ya da kendilerini çok kurnaz zannettikleri için millete "Ezan Okunurken Alkışladı" diye yutturmaya çalışıyorlar. Tüm bunlara rağmen, yayınlayan çakallardan birinin her gece içtiğini resimlerle belgeleyip yayınlamama rağmen efendilik bende kalsın dedim ve bir özür yazısı yayınladım. Ama bu kendini bilmezler o özür yazısı için bile "G*tünün korkusundan yayınladı" yakıştırmasını yaptılar.  Ben her haftanın cuma gecesi içki içmiyorum. Bırakın cuma gecesini ben hiç içki içmiyorum. Ben Devletin yasaklamasına rağmen 50 kuruşluk maskeyi 5 liraya, 25 liralık kolonyayı 50 liraya satmıyorum. 

Bu kendini bilmez sürüsüne geçtiğimiz günlerde bir kendini bilmez daha katıldı. O'da sözde müdürlük sıfatını kullanarak, beni kapı kapı para dilenen, korsan yayın yapan bir internet gazetesinin sahibi olarak lanse etti. 

Bayrak Medya 01.01.1990 yılında tüm müracaatlarını resmi olarak yapmış ve yayına başlamıştır. 01.01.1999 tarihinde başlayarak Hiç aralık vermeden 526 sayı Bayrak Gazete Dergiyi çıkartmıştır. Samsun'un efsane başkanını belgelerle siyaset tarihinden silerken 45 yıl babadan oğula belediye başkanlığı yapan Şevket Yazgan'ı da 45 yıl sonra seçimde sandığa gömmüştür. Bayrak Medya İmtiyaz Sahiplerinden Haberci Gazetesi 1987 yılından bu yana Anadolu Basın Birliği üyesidir. Halen İnternet Üzerinden yayın yaptığı bayrakmedya.com adresli haber sitesi Yazılımatik ve Haberci Gazetelerinin ortaklığı ile Yazılımmatik adına tescil edilmiş bir yayın kuruluşudur. Antalaya Muratpaşa Vergi Dairesinde Vergi Mükellefidir. Yaklaşık 1 yıl önce Seferihisar Şubesini açmış ve Radyo yayınını Seferihisardan yapmaya başlamıştir. Peki, ya bu gazetci eziğinin bahsettiği internet gazeteleri hangi vergi dairesinde kayıtlıdır. Nereden müracaat tmiş ve beyannamesini vermiştir? 

Belki "Kim yahu bu Ayhan Köksal?" diye merak edenleriniz olabilir. Ayhan Köksal 19.01.1958 yılında babasının memur olarak bulunduğu Yozgat'ın Çılbah İlçesinde 3 çocuklu bir memur babanın 4. çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Henüz 2 aylıkken babasının tayini çıkması nedeniyle Erzurum'a gitmiş, Üniversiteyi bitirene kadar da Erzurum'da kalmıştır. Erzurum Gazi ve İnönü İlkokullarında, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Ortaokulunda okumuş, o zamanlar Deneme Fen Lisesi olan Erzurum Deneme Fen Lisesinide çok iyi bir derece ile bitirerek Atatürk Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümüne girmiş ve hiç devre kaybetmeden mezun olmuştur.

Ayhan Köksal, yani ben gazetecilik yaşantıma 1974 yılında Sahipliğini Rahmetli Kızılay Başkanı Mithat Turgutcan'ın yaptığı Yeni Erzurum Gazetesinde mürettip olarak başladım. Bu kendini bilmezler mürettipliğin ne olduğunu bilmez anlatayım da öğrensinler;

Mürettip bundan 45 sene önce, ofset baskı makinelerinin olmadığı dönemde yerel gazetelerin gazete sayfalarını el ile tek tek harf dizerek yapan adam demektir. Ve ben mesliğime mürettip olarak başlamış, 2 sene gibi kısa bir sürede Yeni Erzurum Gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğüne yükselmişimdir. Yani kendisini gazeteci zanneden o kendini bilmezler gibi bilgisayarın başına oturup sağa sola çamur atarak başlamadım ben Gazeteciliğe.

Gösterdiğim yüksek performans nedeniyle Milliyet Gazetesi yönetiminin dikkatini çekmiş .kısa süre sonra Milliyet Gazetesi ve Hey Dergisi Erzurum Muhabiri olmuştum. Samsun'da ki boşluğun doldurulması için ailemin yaşadığı Samsun'a atanmıştım. Samsun Fuarında Hey Dergisi için ilk roğörtajımı Hale Soygazi ile yapmıştım.

Rahmetli Barış Manço ile sıkı bir dostluk kurmuş, sık sık çalışmalarını gündeme taşımıştım. Samsun'a her gelişinde görüşmüş dostluğumuzu pekiştirmiştik. Peki ya senin, senin gibi kendini bilmezlerden başka dostun oldumu kendisini ve çevresinde ki yalakaları Gazeteci olarak empoze eden Belediye asalağı.

Tuncay Mataracı'nın Gümrük ve Tekel Bakanı olduğu 1979 yılında Türkiye'nin en büyük demir kaçakçısı Selahattin Himmetoğlu'nu Samsun Limanına kaçak demir sokarken yakalatmıştım. Olay o kadar büyük bir kaçakçılık olayı idi ki Bakan Mataracı özel olarak Ankara'dan gelmiş ve ört bas edilmek istenen kaçakçılık olayına el koymuştu. Peki ya sen hiç böyle bir olayı ortaya çıkartabildin mi? Mesela Belediyenin halen kayıp olan bisikletlerinin kime satıldığına neden göz yumdun. Kaybolan klimalar hiç mi dikkatini çekmedi. Yada kaplıca üzerinden kesilen naylon faturaları duymadın mı? Yoksa hepsinden ufak ufak nemalanıp göz mü yumdun.

Selahattin Ereren... 12 Eylül İhtilalinden sonra Samsun Belediye Başkanlığına atanan asker kökenli, kılı kırk yaran bir şahsiyet. Ve ben o şahsiyetin 1981 yılı en iyi gazetecsii ödülüne layık görüldüm. Selahattin Ereren plaketimi verirken "Atatürk gibi düşünen Atatürk'ün yolundan şaşmayan Ayhan Köksal'a bu ödülü vermekten gurur duyuyorum" demişti. Senin için hiç kimse bu güne kadar "Ben bu gazeteci ezintisinden gurur duyuyorum" dedi mi?

1983 yılında yeniden demokrasiye dönüldüğünde Anavatan Partisi 19. Dönem Samsun Milletvekili seçilen Süleyman Yağcıoğlu beni özel olarak Ankara'ya götürmüş ve kendisine danışman yapmıştı. Milletvekilliği süresince de bu görevime devam etmiştim. Peki ya sana yol sormaktan başka danışan oldu mu? 

Ben gerektiğinde bir yıl kadar önce sahibi olduğum TIR Kamyonunun direksiyonuna geçip gözümü bile kırpmadan Batman'a gittim. Üç kuruş ekmek paramı kazanmak için. Peki yasen belediyeden nemalanmaktan başka evine ekmek götürmek için bir taşı bir yerden kaldırıp başka bir yere koydun mu?

Ben evimin balkonunu duvarlarını 365 gün kldırmamak kaydıyla Atatürk Büstleri ve Bayraklarla süsledim. Sen bayramlarda dahil olmak üzere evinin balkonuna Türk Bayrağı astın mı hiç?

Ben her Ankara seyahatimde şartlar ne olursa olsun vakit ayırıp Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü Anıtkbirinde ziyaret ttim. Ruhuna Fatiha okuyp minnetlerimi sundum. Sen Mustafa kemal Atatürk'ü Cumhuriyet Meydanında ki törenlerden başk aklının ucuna bile getirdin mi?

Tabelada ne yazıyor gördün mü? Burası Niğde'nin Bor ilçe ile olan son yol ayırımı. Hani meşhur bir Atasözümüz var. "Geçti BOR'un pazarı, sür şeğin Niğdeye"...  Niğde yol ayırımda eşeğini Niğde'ye süreceğin günü bekliyorum. Çünkü Geçti Bor'un pazarı...

Sevgili okurlar biraz neşelenelim, biraz beni tanıyın,biraz da bu çakallar kiminle dans ettiklerini öğrensinler diye bu yazıyı yazdım.

Sürçü lisan ttiysem affola.

 

 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

1 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın