Batıda Laikliği Tetikleyen Kilise Feodal Yapısı...

Laiklik Devlet ile ilgili bir kuraldır. Müslüman Devletin teminatıdır. Müslüman ben laik'im diyemez. Ferdin laikliğinin anlamı; "ben tüm dinlere karşı tarafsızım" demektir.

Müslüman tüm din sahiplerine saygılıdır. Yalnızca kendi dininin tarafıdır. En samimi laiklik dört halife zamanında uygulanmıştır. Kur'anın ve hadislerin yaklaşımı da budur. Fatih İstanbul'u feth ettiğinde; Hristiyan ileri gelenleri Ayasofya'ya sığınmış ölümlerini bekliyorlardı. Fatih Sultan Mehmet beyaz atı ile Ayasofya'ya gitti. İçerdekiler Fatihi görünce ayaklarının bağları çözülmüştü. Fatih Sultan Mehmet; onlara" Serbestsiniz, tüm dini vecibelerinizi yapmakta özgürsünüz" dediğinde içeridekiler sevinç ile Fatih'in ellerine sarıldılar. İslama göre dinde zorlama yoktur. Yalnızca tebliğ vardır. Batı da laiklik samimi değildir. Özellikle Müslümanlara karşı tahammülsüzdürler.

Taassup: Fikirleri, inançları, hatta kişinin bağlılık hissettiği kimseleri şiddetle savunmak anlamına gelir. İmam Seccad (a.s) taassubun, kişinin kendi kavminin kötüsünü, diğer kavimlerin iyilerinden üstün görmek ve kendi kavminin insanlarının başkalarına zulmetmesine yardım etmek olduğunu belirtir. Taassup, bir inancı körükörüne savunmak ve yeterli kanıta dayanmaksızın bunda ısrar etmek gibi durumları kapsar.

Böyle hallerde kişi etrafına nüfuz edilemez bir duvar örer ve hiçbir esneklik göstermeksizin kendisinin doğru olduğunu düşünür. Bu özelliği taşıyan bir kişi, toplumsal ilişkilerde eleştiriye kapalıdır. Hiçbir şeyden etkilenmemesi bir yana, kendisi de başkalarını hiçbir şekilde etkileyemez. İslamın görüşüne göre taassup, dindarlığa ciddi zarar verir ve mutaassıplar için hiç hoşa gitmeyecek sonuçlar doğurur.

ENDÜLÜS'ÜN FRANSIZ DEVRİMİNE ETKİSİ...

Endülüs Uygarlığı, Ortaçağ Avrupası’nda “Kitap Uygarlığı” olarak adlandırılan, kendine has üslubuyla Avrupa kentlerinde ve bilimler tarihinde önemli bir yere sahip, dünya tarihine damga vuran ender uygarlıklardandır.

Bu uygarlığın ortaya çıkmasında, etkilerinin ve izlerinin günümüze değin sürdürülmesinde en büyük rollerden birini de çeviri faaliyetlerine destek veren ve dönemin en önemli bilimsel eserlerini barındırarak bilim adamlarını misafir eden kütüphaneler oynamıştır.

Endülüs Uygarlığı’ nın devasa boyutlarda kütüphanelere sahip olduğu, dönemin bilimsel üretiminde söz sahibi kitapları barındırdığı aşikardır. Kitaba, bilim adamına ve kütüphaneye verilen değer Endülüs Uygarlığını kültürel anlamda kalkındırdığı gibi, Avrupa’nın düşünsel yapısında da önemli değişikliklere de olanak sağlamıştır. İnanç dünyasında taassup ve kilisenin zulmünden bunalan Avrupalı, kendi itirafları ile sabit olan; Endülüs Emevi devletinin laiklik anlayışı Fransız ihtilalini tetiklermiştir. Sonucunda; kilisenin feodal yapısı yerine 'Laiklik' sistemini kabul etmiştir.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın