Bana Göre Demek Yok...

 Hislerin ve nefislerin değil; toplum önderleri olan bilge kişilerin yıllardan beri gelen deneyimler sonucunda hüküm haline gelmiş tavsiye ve nasihatlarını hem kendimiz yaşamalı, hem de gelecek nesillere aktarmamız vatan ve millet sevgisinin zorunluluğudur.

Günümüzün toplumun çok karmaşa ve başı bozuk bir yaşam tarzı içinde yol alış açısından bu konu her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Maalesef bir çoklarımızın yaşam tarzı; bizim olmayan bir kültüre kucak açmış vaziyetteyiz. Diğer bir anlamda, his ve heveslerin tapılacak duruma geldiği durumdayız.

İnsanlık his ve heveslerine kapılmış giderken; aynı zamanda iyi insan olmaya özenmekte ve kendisini öyle zannetmektedir. İnsani değerler arasında hiçbir fark ve çelişki görmeyerek; sorunlar ile karşılaşıldığında hiçbir ilmi ve sosyal dayanağı olmadan “Bana göre” ile fetvasını verebiliyor. Konuları sık sık “Bana Göre” lerle yorumlarken, “Bana göre” nin temelinde enaniyet, his ve heveslerinin yattığının farkında bile olamıyor. Buna rağmen hepimiz tecrübelerimiz ile biliriz ki; hisler ve hevesler insanlığı kuralsız, hatta bir manada, disiplin, düzen ve mizan hiç hoşlanmazlar.

Hatta denetlenmekten hiç hoşlanmazlar. Kişiler, “gönlümce yaşamalıyım.” Felsefesine dalmaları durumda; hem iyi insan olamayacaklar hem de mutlu sonu yakalayamayacaklardır. Netice olarak heva ve heveslerimizi “Bana göre” illetinden kurtarıp; ehil kaynakları araştırarak “Hak’a” göre olanı tercih etmeliyiz.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın