1914’ten Günümüze Yansıyan İttihatçı Zihniyet…

Bundan tam yüzyedi yıl öncesi yani Ekim 1914 tarihinde, iktidarda olan İttihatçılar tarafından, Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşına sürüklenmişti. Amaçları Osmanlı ordusunu yıpratmak ve Osmanlıyı  ekonomik darboğaza sokmaktı. 

Netcesinde, Osmanlının 1.Dünya savaşına katılması altı asırlık Osmanlı Devletinin sonunun başlangıcı olmuştu.

1889 tarihinde subaylar tarafından kurulan bir hayli taraftar toplayan, “Hürriyet ve Adalet”  olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1908 tarihinde  Sultan II. Abdülhamid Han’ın iktidarını sona erdirerek ülkede rejim değişikliğine sebep oldu.

Kurulan Meşrutiyet rejiminde cemiyet partileşmiş ve 31 mart vakası’nda Meclis-i Mebusanı koruma bahanesiyle yaptıkları askeri darbeyle ülke üzerinde tek etkili güç haline gelmişti.. Sonucunda her faşist yönetimin baş vurduğu  şekilde politikalarını daha da sertleştirerek tüm muhalif sesleri sindirmişlerdi.

İktidar partisinin mensupları olarak kendilerini bir memur değil devletin sahibi olarak görüyorlardı.

Parti “MUKADDES” sayılıyor, İttihatçı olmak bir vatan borcu, karşı çıkmak ihanet ve terörist olarak nitelenmekteydi. Bu zihniyet, en ufak bir eleştiriyi dahi, işten atılma, hapis ve sürgünlerle cezalandırıyordu. 

Hesap sorulamaz ve denetlenemeyen bir otoritenin varlığı, haliyle devlet gücü ve imkanlarının keyfince kullanılmasına yol açtı. 

İtthatçıların ülke sermayesinin kişisel çıkarlar uğruna israf edilmesi nedeniyle ülke ekonomisi zaten zor  durumda olan ülke ekonomisi felakete sürüklendi.

İttihat Terakki’nin o dönemdeki en etkili üç ismi Enver, Talat ve Cemal paşalar bir hayli ihtiraslı kişilikleri  nedeni ile Mason İttihatçılar tarafından kullanıldıklarının farkına varamadılar.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın