16 Mayıs Atatürk'ün Samsun'a Hareket Etmesi Münasebetiyle...

ATATÜRK’E NASIL İZİN VERDİM İSTANBUL İŞGAL KOMUTANLIĞI İNGİLİZ İSTİHBARAT SUBAYI YÜZBAŞI BANNETT

- SÖYLEŞİ NEZİH UZEL VİZE BAŞVURU

- Mustafa Kemal’in seyahatinden daha… sormadınız…

- MUSTAFA KEMAL’İN İSTİHBARAT ŞUBESİNE GEÇTİĞİNİZ ZAMAN, VİZE İÇİN MÜRACAAT YAPILDIĞINDA..

- Haaa. Fakat bu o zaman ben irtibat zabiti iken , o zaman müracaat ettiler.

- ÖYLE Mİ OLDU? - Tabii bu, beş on gün sonra, ben ilk defa Mayıs bidayetinde 1 Mayıs veya 2 Mayıs… 1 Mayıs çünkü o davetli değildi, büyük bir ziyafet vardı o tarafta. Mustafa Kemal davet edilmemişti..

- GALATASARAY LİSESİNDE Mİ? - Gitmedi değil mi?

- ÖYLE BİR KAYIT YOK. - Fakat o aman onun, onbeş gün zarfında onun, nasıl diyorlar misyon heyet toplayacağı, müfettişlik için on gün, Mayıs sonunda on ikisinde bizden şey istemişler değil mi? Ruhsatname, permisyon…

- VİZE. - Boğazı geçmek için bir Türk zabit o zaman vize lazım geldi.

- VİZE TALEBİ GELDİĞİNDE SİZ ONU TANIYOR MUYDUNUZ? - Tanıyordum.

- SULTANA YAKINLIĞINI DA BİLİYOR MUYDUNUZ?

- Biliyordum… Hatta Sultan adamı bir insan, öyle anladık. Padişahın emin olduğu bir adam olduğunu anladık.

- AYRICA GİTMEDEN ÖNCE PADİŞAH VAHDETTİN İLE GÖRÜŞTÜĞÜ SÖYLENİYOR.

- Öyle, biliyorum… Herhalde oraya gitti, biliyorum evet.

- VAHDETTİN GÖDERİYOR ONU… - Padişah Vahdettin ona çok güveniyordu.

- SİZ ONUN GÜVENMESİNDEN ŞÜPHELENMEDİNİZ Mİ? ACABA BU ADAM ALDATIYOR MU ONU FALAN GİBİ?

- Öyle anlamadım, yok, yalnız heyet büyük olduğu için,üç dört kişi yerine otuzbeş kişi ve büyük zabitan, miralay, mirliva falan. Bunlar Erkanı Harp’ten. En mühimler gidiyordu, yalnız bir müfettişlik için çok gördüm ben.

- ORADAN ŞÜPHELENDİNİZ…

- Evet, bunun için benim mesuliyetimin fevkinde gördüm bunların hepsine vize vermek, çünkü bana üç dört kişi gidecek, vize vereceksini, yani talimat emir verildi. Otuzbeş kişi ve bunlar hep büyük adamlar, yani levazım falan değildir, mülazım değildir. Ben bunun için bütün evrakı, dosyayı aldım. Harbiye mektebi orada, İngiliz Kumandanlığı Şişli’de değil mi?

- ŞİŞLİ’DE - Evet oraya gittim, dedim ki, şöyle şöyle…Üç dört kişinin yerine otuzbeş kişi gitmek ister, vizeyi verebilir miyim? Onlar telefon ettiler ve cevap geldi ki: Padişah buna itimat eder, siz veriniz…

- KİME TELEFON ETTİLER?

- Biz evvela İngiliz konsolosluğuna, o zaman Rumbolt Komiserdi, sefir yoktu. Onlar bize cevap verdiler: Mustafa Kemal gitsin ve ne ki lazımsa yapsın. Ben derhal gittim, vize’yı verdim.

Vizeleri imza ettim. Ben anladım ki, orada bir heyecan var, anladım ki yani bir şey var, fakat ben hiçbir şey söylemedim. Ben şimdi rahat. Mesuliyet bana ait değildi. Fakat ben biraz bizimkilerin anlamadığı bir şey vardı, hissettim,çünkü bunları ben tanımaya başladım ve gördüm ki, en ileri gelen, en zeki zabitanı seçmişti. Bu yalnız bir müfettişlik için, fakat tabii kimse o zaman buradaki milliyetçiler bir Tanzimat, bir ordu olabileceğine hiç kimse inanmazdı, hiç kimse… Yalnız bir isyan hali, yani bir ordu olacaktır. Tabii biliyorsunuz ki, daha Yunanlılar işgal etmemişlerdi değil mi? (ALINTI)

Kazım Karabekir daha önceden Anadolu’ya geçmiş, dört gözle Erzurum’da tüm hazırlıkları yapmış Milli mücadele için arkadaşlarını bekliyordu. Saray ise, dört tarafı tel örgülerle çevrilmiş bir nizamiye kapısına nöbetçi dikmişler muhasara altındaydı. Atatürk, Rauf Orbay ile Erzurum’a geçtiğinde İngilizler tazyiki ile Vahdettin, Kazım Karabekir Paşaya Atatürk’ü tutuklayıp İstanbul’a iade etme emrini verir. Kazım Karabekir Paşa, emri yerine getirmez. Getirmez ama, Vahdettin emre itaatsizlikten Karabekir Paşaya herhangi bir ceza vermez. İşte danışıklı dövüş bir Kurtuluş savaşı hazırlıkları diyebiliriz.

Atatürk’ün askeri ve siyasi dehası ile, ekip arkadaşlarının sadakatı ve cesareti birleşince; necip Türk milletine zaferi hediye ettiler. Bu arada başta Genel Kurmay Başkanı Frvzi Çakmak ve diğer cephe komutanlarını rahmetle ve şükranla yad ederiz.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın