'Yap Ortaya Bir Karışık'

Gündem o kadar yoğun ki,birini yazacak olsam diğerini kaçıracağım...

Bende ortaya şöyle güzel bir karışık yapayım dedim.

Yanına bir de acılı şalgam suyu ekliyeyim, sofra tam olsun dedim.

DİYARBAKIR ANNELERİ VE DEVLET BAKANI...

Çocukları PKK tarafından kaçırılarak dağa çıkartılan anneler günlerdir HDP Diyarbakır İl Başkanlığının önünde oturyorlar ve HDP'den çocuklarını PKK'nın elinden kurtararak iade edilmesini istiyorlar.

Eylem çok güzel...

Ama oturulan adres yanlış...

Ortada bir Devlet var.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti...

Halkını, çoluğunu, çocuğunu, gencini, kadınını, annesini korumakla yükümlü Türkiye Cumhuriyeti Devleti....

Ama sen gidip devletin kapısından medet umacağına, PKK eşkiyasına yataklık yaptığını her fırsatta söylediğin HDP'nin kapısına oturuyor, yardım dileniyorsun.

Hadi sen oturyorsun da bu devletin bakanının o kapıda işi ne bir türlü anlamıyorum.

Devletin Bakanı Diyarbakır Annelerini ziyaret ediyor, HDP gibi terör yardakçısı partinin merdivenlerine oturyor ve salya sümük ağlıyor.

Devletin düşürüldüğü duruma bakarmısın.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti o teröristlerin kapısında oturup ağlayacak kadar aciz mi?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti dağdaki gençleri PKK eşkiyasının elinden alamayacak kadar güçsüz mü?

Elbette değil ama senin devlet bakanın gidip o merdivenlere oturur, salya sümük ağlarsa ne yazık ki acze düşürülmüş demketir.

Diyarbakır Anneleri çocukları için HDP'nin kapısında oturuyor. Çünkü çocukları PKK'nın elinde. PKK-HDP bağlantısı ortada... 

Peki Ankara'da AK Parti önüne oturup çocuklarının FETÖ'nün elinden kurtarılmasını isteyen anneler ne demek istiyor.

Diyarbakır olayından yola çıkarsak bu anneler AK Parti ile Fetö arasında bağlantı olduğunu söylüyorlar demektir.

Bu annelerin ABD'ye gidip Beyaz Sarayın kapısında oturması daha anlamlı olmayacak mı?

Şehit annelerininde MHP'nin kapısında oturmaları sanırım .ok daha uygun olacak.

SOSYAL MEDYA...

Sosyal Medyaya şöle bir bakacak olursak ahlakın, şerefin, haysiyetin sıfırlandığını görüyoruz.

Dünyanın en gerikalmış ülkeleri sıralamasında 1. sırada bulunan Burundi'de bile sosyal medya ülkemizden daha iyi kullanılıyor. Burundi halkı bir çok işinde sosyal medyayı kullanıyor. 

On bir millyon nüfuslu Burundi'de  5 Milyon 180 bin civarında Face Book, 4 milyon civarında Twetter kullnaılıcısı var ama Burundi Adliyesinde sosyal medya üzerinden hakaret, tehdit, iftira gibi suçlardan açılmış tek bir dava yok.

Türkiye'de 38 milyon face book kullanıcısı, bir o kadar da twetter kullanıcısı var.

Ama ne yazık ki 20 bin civarında da açılmış veya halen savcıların önünde bulunan şikayet dosyyası var.

Özellikle ücretsiz kurulan blogspot, bloger gibi sitelerde şerefsizler, iftiracılar, dolandırıcılar kol geziyor.

Hele Face Book'ta...

Namussuzun haddi hesabı yok.

Zaten 38 milyon profilin hemen hemen yarısı sahte isimlerle açılmış sayfalar.

Kadın resmi ile sayfa açan erkekler, model resimleriyle sayfa açmış kadınlar kaynıyor.

Ve istedikleri gibi at oynatıyorlar.

Çünkü ne blogspotta, ne blogerde, nede face bookta bu sayfaları açanların, ifitra atıp hakaret ve tehdit yağdıranların kimlikleri belirlenemiyor. 

Hal böyle olunca da ahlaksızlık ve iftira diz boyu oluyor.

Yazılacak daha bir çok konu var ama ortaya yaptığımız karışığı fazla karıştırmayalım.

Acı şalgam sularınız müessesemizin ikramıdır.

İçebilriseniz...

 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın