Tüm Değerler Bizimdir...

Son büyük Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid’in şahsiyeti etrafında meydana getirilen menfî imaj, yakın tarihimizin doğru kavranabilmesinin önündeki en önemli engellerdendir. 19. yüzyılın sonundan itibaren, daha çok yurt dışında, Avrupa’da imâl edilen bu imaj, monşerlik döneminde içeride de zemin bulmuş, bilhassa modern öğretim görenler arasında yaygınlaşmıştır. Dönemin bütün kötülükleri Sultan Hamid’e yüklenmiş, Abdülhamid aleyhdarlığı neredeyse aydın olmanın vazgeçilmez vasfı haline getirilmiştir. Batıcı aydınlar yanında dindar okuryazarlar da bu aleyhdarlık havasından ciddi sûrette etkilenmişlerdir. Bunun bir dönem psikolojisi halinde yaygınlaştığını, gerçeklik temeli olsun olmasın belirli kesimlere sirayet ettiğini söyleyebiliriz.

Menfî Abdülhamid imajının onun tahttan indirilmesine kadar zirveye çıkarıldığı gözlenebilmektedir. Bu tarihten sonra cereyan eden olaylar, Osmanlı Devleti’nin idaresine el koyan İttihat ve Terakki Fırkası’nın Abdülhamid’e isnad edilen olumsuzlukların daha ötesine geçecek bir yönetim sergilemesi, menfî Abdülhamid imajını geri plana itmeye başlamıştır.

İttihatçılar, Abdülhamid’i ve dönemini kötülemek için “irtica” kavramını kullanmışlardır. “Rücû”, “geriye dönüş”le aynı kökten olan kelime, İslâmiyet’in başlangıç devresinde, “müslümanlıktan uzaklaşıp câhiliye devrine dönme” anlamında kullanılmışken, İkinci Meşrutiyet’ten sonra * Abdulhamid devrine, gericilik şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Kavrama dini, dindarlığı kapsayacak şekilde yaygın anlam verilmesi, Mehme Âkif’in Âsım kitabında şu mısraları yazmasına sebep olmuştur:

“Ağlasın milletin evlâdı da bangır bangır,

Durma hürriyeti aldık diye, sen türkü çağır!

Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem”

Gelen kimdir? Halen iktidarda olan İttihatçılar. Onlar için şair, şiirin devamında “Üç buçuk soysuz” ifadesine yer verir. Ya geçmiş?

Şiirin devamında şu dikkate değer mısralar da yer alır: “

"Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırım

Zâlimin hasmıyım amma severim mazlumu

İrticaın şu sizin lehçede mânası bu mu?

İşte ben mürteciim, gelsin işitsin dünya!

Hem de baş mürteciim, patlasanız çatlasanız

Haydi kanununuz assın beni, yahud yasanız!”

Her türlü zorluğa rağmen hakdan yana olmak, mazlumu sevmek ve zâlimin hasmı olduğunu ilân etmek...

Abdülhamid Düşmanlığı ve İttihatçıların mirasını, Abdülhamid düşmanlığı mevzusu günümüzde de devam ediyor..

Osmanlı aleyhdarlığında Abdülhamid düşmanlığı merkezî bir yer işgal eder. . Cumhuriyet, Abdülhamid’in modernleşme altyapısı üzerinde yürümektedir. Maarif, ulaştırma, haberleşme, sağlık... Abdülhamid’in güçlü mirası propaganda ile yok sayılmış,

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın