Özlenen Turgut Özal,,,

 Tüm ömrünü büyük Türkiye hayali ile geçiren ve Türkiye’de özgür ve demokrat bir değişimi gerçekleştirmek için ömrünü tüketen; Turgut Özal, “BİREYİN DEVLET İÇİN VAR OLDUĞU” anlayışı yerine, “DEVLETİN BİREY İÇİN VAR OLDUĞU” anlayışını toplumun gündemine taşıyan lider oldu.

Özal’ın, hem sağ hem de solda yer alan siyasi anlayışları kucaklayacağını, siyasal ve ideolojik çatışmalardan uzak duracağını, ekonomik anlamda yapısal reformlara öncelik vereceğini, ülkenin huzur ve barışa olan ihtiyacını gidereceğini söylemesi topluma umut oldu.

“20’nci asrın ilk ve ikinci çeyreğinde, revaçta bulunan usul, refah devletiydi. O bitti artık. Devletin refahı temin etmesi diye bir şey önümüzdeki asırda yok. Yani eğer bu yanlışı tercihe kalkarsak, hakikaten Türkiye’yi çok geriye atarız. Hatta asrın üçüncü çeyreğinden gelen bir sosyal devlet mefhumu var. O da bitiyor. Devletin rolü değişiyor. Yerine insanın rolü geliyor…21’nci asra doğru giderken, her şeyi temin eden devlet yok, bitti. Yerine süratle, ferdin çok daha hareketli, üretken, yaratıcı olduğu, olabileceği, çok daha serbest bir ortam meydana gelecek” (Özal: 1992: 22–23).

Özal sevgi dolu bir insandı. Birisi ile tokalaşırken muhatabının gözlerinin içine bakarak tebessüm ile karşılık verirdi. Kim olursa olsun önce söz kesmeden dinler sonunda konu ile ilgili kanaatini söylerdi. Bir benzetme vardır ya; ‘Bir karıncayı bile incitmez’ işte bu Turgut Özal idi.

Özal çok çalışkandı. Gece 2-3 saatlerinde hala çalışır. Her konuda istişare eder, istişareye çok önem verirdi. Hiçbir zaman hiçbir konuda tek adam olarak karar vermedi. Özal, milletin ve vatanın bölünmez bütünlüğü konusunda çok hassas idi. Dört eğilimin hepsine kucak açarak sosyal bütünlüğü sağlamıştı. Burada siyaset yok, hepimiz kardeşiz, dostuz mantığını yerleştirdi.

Vakıf Başkanına tavsiyeleri; ‘ Vakıfta sakın mezhep ayrılığı yapma, burs verirken, okul yaparken, sağlık ocağı kurarken, hizmet ederken bu Kürt, bu Türk, bu Laz demeyeceksin. Düşmanınız gözünüzün önünde olsun. Uzakta olursa tehlikeli olur demiştir.

17 Nisan 1993 de aramızdan ayrılan rahmetli Turgut Özal’ın seneler sonra açılan mezarında cesedinin çürümemiş olmasını mucize olarak belirttiler. Prof.Dr.Sevil Atasoy olayı şu şekilde açıkladı; “Böcekler zarar verememiş Normal şartlarda toprak altı canlıları hızla bedenden besin kaynağı olarak yararlanmaya başladıkları gibi beden içindeki bakteriler de yıkıma yol açar. Halbuki sabunlaşma olduğu takdirde iç organlara kadar vücut bütünlüğü korunur. İrili ufaklı çeşitli canlı organizmalar Turgut Özal’ın bedenine içeriden dışarıdan zarar vermiş olsaydı sabunlaşma mümkün olamazdı.

Muciza gerçekleşmiş Özetle bu olayda sabunlaşmayı sağlayan ve çürümeyi önleyen bir çok uygun parametrenin bir araya geldiğini görüyoruz. Ben bunu bir mucize olarak değerlendiriyorum.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın