Münhasır Medeniyet Seviyesi...

Her devirde liderler Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak tabirini kullanırlar.

Ancak o büyülü seviyenin ölçüsünün ne olduğu hiçbir zaman söyleyenlerde anlamamış dinleyenlerde olsa gerek. Bazı seküler ideoloji sahipleri medeniyeti kültür ağırlıklı ele alırken; Batı toplumunun tüm yaşam kültürünü de alarak muasır medeniyete ulaşacağını, bazıları da medeniyet ile kültürün ayrı şeyler olduğunu ve her milletin kendine has kültürü olduğunu vurgulamaktalar.

Uygarlık da dediğimiz Medeniyet olsa olsa bir ülkenin düşünce, sanat, bilim, teknoloji, maddi ve manevi değerlerinin ve yaşam kültürünün tamamını içine alır dersek; muasır medeniyet seviyesine ulaşmak isterken kendi kültürümüze uygun hangi örneği hedef alacağız sorusu ortaya çıkar. Yoksa toplumlar muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için kendi kültüründen vazgeçip hedef aldıkları uygar zannedilen toplumun yaşam tarzına mı ayak uyduracaklar. Oldukça karışık bir muasır medeniyet tabiri ile karşı karşıyayız.

Bilim, sanat, teknoloji sahasında başarılı ülkelerin seviyesini yakalamak ideal olmalı. Ancak bunlara bakarak yalnızca bu gelişmişliğin göstergesini medeniyet olarak tarif etmek insan unsurunu görmezden gelen, tüm canlıları, yeşili ve çevreyi yutan doymak bilmeyen bir canavar olarak kabul etmek gerekir.

Aslında medeniyetin göstergesi insan kabul edilmeli. Örneğin yere çöp atmayan. Tükürmeyen, sakızını sigarasını yola atmayan, sahilde ve parkta oturuken yedi kabuklu yemişin kabuklarını yere atmayan, trafikte birbirine yardımcı olan küfür etmeyen v.s medeni bir insandır. Bu ise aile görgüsü ve eğitim sorunudur.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın