Milliyetçilik ve Türk Kimliği...

Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik konusunda; bu ülkede yaşayan her fert samimi olmak durumundadır.

Atalarımız her zaman Türk kimliğini, karakterini koruyarak dünyaya örnek olmuş bir milletin mayasını oluşturmuşlar. Tek tanrıya inanan, insana değer veren ve kadına saygı konusunda hassas davranan bir kimlik taşırken İslam ile taçlanmış bir millet olarak bu topraklara gelmişiz.

Yakın tarihimizde Osmanlı’nın son zamanlarında kendine güvenden kaynaklanan rahatlık, atalet ve cehalet girdabına düşerek; fırsat bekleyen düşmanların baskını ile saltanat devri son bulurken; Türk milletinin karakteri tekrar milli uyanış ile bağrından çıkardığı M.Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi silah arkadaşları vasıtasıyla yeniden diriliş destanı yazmışlardır.

Türk milletinin Milli Kültür ve karakterinin gereği Devlet Olma haysiyetini Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarak TBMM ni oluşturmuşlardır. İşte bu başarıyı sağlayan güç; Orta Asya’dan bu yana her gittiklere yere taşıdıkları Türk kimliği ve Milli Kültürdür. Bunu en anlamlı olarak açıklayan M.Kemal Atatürk’dür; “

Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk Kültürü ile dolu olursa o topluma dayanan Cumhuriyette O kadar kuvvetli olur.”

Bu yapıya sahip millete son zamanlarda medeniyet ve çağdaşlık adına Türk toplumuna gerek görsel gerekse yazılı basın, hatta TV dizileri ve reklamları vasıtasıyla Fransız yaşam tarzı ve moda yoluyla bizim değişmez kimliğimiz Türk kültürünü dejenere etmeye çalışan gayretkeşler türedi. Atatürk milliyetçileri Atatürk’ün kadınlara yaptığı konuşma dan bir alıntı.

Değerlendirme erkekli, bayanlı Türk toplumuna aittir.

“Gerçekten memleketimizin bazı yerlerinde, en fazla büyük şehirlerinde, giyim şeklimiz, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır. Şehirlerdeki kadınlarımızın giyim ve örtünme biçiminde iki şekil oluşuyor; ya ifrat ya da tefrit görülüyor. Yani; ya ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren bir kıyafet ya da Avrupa’nın çok serbest balolarında bile dış kıyafet olarak giyilemeyecek kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de şeriatın teklifi, dinin emri dışındadır. Bizim dinimiz kadını o aşırılıktan da, bu aşırılıktan da arındırır. O şekiller dinimizin gereği değil, karşıtıdır.

Dinimizin önerdiği örtünme hem hayata, hem erdeme uygundur. Kadınlarımız şeriatın teklifi, dinin emri gereğince örtünselerdi ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Şeri olan örtünme, kadınlar için zorluk gerektirmeyecek, kadınların sosyal hayatta, ekonomik hayatta, geçinme ve ilim hayatında erkeklerle işbirliği etmesine engel bulunmayacak basit bir şekildedir. Bu basit şekil toplumumuzun ahlâk ve adabına aykırı değildir.

Giyim şeklimizi aşırılığa vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine göre gelenekleri, kendine has âdetleri, kendine göre milli özellikleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyeti içinde kalabilir. Bunun sonucu şüphesiz ki zarardır.” M.Kemal Atatürk. (Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu) Hakimiyet-i Milliye 29.3.1923

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın