Millet Olarak Osmanlı'nın Başına Gelen Fitnelerden Ders Almadık mı?

Osmanlı'nın son dönemlerinde İttihat Terakki ve siyasetin aykırı fikir cereyanlarını da önlemek için kurulmuş Örfi İdare ve Askeri Mahkemler ile kontrol olunuyordu. Polis ve Jandarma teşkilatı-mülki kanun ve mahkemelerin icra vasıtası olmaktan ziyade- Askeri idarenin emir komutasının altında görev yapıyorlardı. Vali ve mutasarrıflar bile vazifelerini kanunlardan ziyade Ordu Kumandanlarının emirleriyle yapmakta idiler.

İttihat Terakkinin ve dolayısıyla İngiltere'nin baskısı altında bulunan Sadrazam (İzzet Paşa) isteği üzerine General Townshends’le görüştüğünü ve Townshends’in İngiltere ile Devletimiz arasında münasebet tesisi için arz-ı hizmet eylediğini, Hahambaşı HAYİM NAUM Efendinin Osmanlı da Amerika’ya gitmesine müsaade olunduğu takdirde Devletimiz ile ABD arasında kesilmiş olan siyasi münasebetlerin iadesinde ve aleyhteki cereyanları yatıştırarak başarılı hizmetler görebileceğini söylediğini anlattı.

Bakanlar Kurulu, General Townshend’i İngiltere’ye giderek belli esaslar içinde İngiltere Hükümetiyle Sulh meselesini görüşmesine muvafakat etti. Türk dostu(!) olduğu anlaşılan Hahambaşı Hayim Naum’un da ABD ye yollanmasına ve hususi vapurla Köstence’ye gönderilmesine karar verildi.

18 Ekim 1918 günü, karar gereğince Rahmi Bey (İzmir Valisi) Büyükada’dan General Townshend ve yaverini ve Yzb. Tevfik Bey’i alarak Bandırma’ya gittiler. Gizli olması gerekirken, ertesi sabah Beyoğlu’nda çıkan yabacı dildeki bir gazetede bu haberin-Hem de bizzat Rahmi Beyden- alındığı kaydıyla yayınlandığını görünce hayretler içinde kaldık.

Araştırıldığında haberi gazeteye Yahudi Emanuel Karasu tarafından verildiği ortaya çıktı. Aslen Musevi olan Karasu Efendi Meşrutiyetten evvel Selanik’te İttihat Terakki’nin kurulmasına yardım etmiş, o zamanlardan beri de Cemiyet ile bağlılığını ve Talat Paşa ve Merkez-i Umumi Erkanı ile de samimi ve mahrem münasebetini muhafaza etmiş bir adamdı. İşte iktidarlar bekalarını korumak için gaflet ve dalalet sayılabilecek şekilde Emanuel Karasu ve Hayım Nahum gibi bizzat devleti yıkmakla görevlilerin tuzağına düşebiliyorlar. Günümüzde hala bu ittihatçı kadroların uzantıları; Atatürkçü, Kemalist, Milliyetçi ve ümmetçi şekilde fitne ateşini yakıyorlar...

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın