Mesihlik, Selanik, İzmir ve Kudüs İdeali...

 Her din toplumu içinden, zaman zaman Mehdiler, Mesihler, Gavslar ortaya çıkarak ruhban sınıfının üzerinde makam elde etme mücadelesine girişirler. Hristianlıkta, Yahudilikte ve Müslüman toplumda Mistitizm adı altında ruhbanlık müessesini oluşturmuşlardır. Mistitizim Müslüman topluma Yahudi ve Hristiyanlarda geçmiştir.Müslümanlar 1500 lerden sonra Kur'an ve Sünnet kurallarından ziyade Mistitizm masalları ile meşgul olmayı tercih etmişler ve o tarihten sonra da ilim ve fen den uzaklaşmışlardır. Selanik son derece zengin bir Yahudi şehri idi. Selanik sınırları içinde, 22.000 Yahudi, 10.000 Türk ve 4000 bin Yunan nüfus vardı. Bunun yanında 30 tane sinagog ve Doğu'nun her yerinden bölgeye akın eden binlerce öğrencinin eğitim gördüğü iki büyük okula sahipti. BUu yer KABALiSTLİK bilimin kalesiydi. Sebatay Sevi Kendisini MESİH ilan etmeye hazırlanırken, burada hoş karşılanacağını tahmin ediyordu. Yine de geçmişte edindiği tecrübeler ile daha dikkatli davranmasını sağladı. Buna rağmen hahamlar Sebataya, kendisininde beklediği gibi şehri terk etmesini, aksi halde kovulacağını söylediler. Hiç itiraz etmedi .

Ne de olsa çile çekmek hor örülme Mesih olarak onun kaderiydi.

Sebatay kendini İzmir'de fakirlere adarken İstanbul'da zenginlere yöneldi.Çünkü onların yardımı olmadan vey onlara karşı gelerek hiçbir şey başaramazdı. Hahamların sabrı burada da tükendi ve Sebatay'a emretmek zorunda kaldılar." Fazla gürültü çıkarmadan İstanbul'u hemen terk et." dediler.

Yüzbinlerce Yahudi Gazze de şehrin dışında toplandığında, üstlerine bir buluttan yağan yağmur mesihin başına yağmış. Bu arada bir sesin şöyle haykırdığı duyulmuş " İşte bu İsrail'i düşmanlarından kurtaracak ve dünyanın dört bir köşesinden halkını toplayıp, Tanrı'nın krallığını yeniden kuracak olacak MESİH'tir."Takdir edilen vakit geldiğinde Türkler ve kafirler kendi rızalarıyla gelip imparatorluklarını yeni Mesih'e teslim edeceklerdir." İşte yüzyıllardır bu ütopyanın mimarları adım adım hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar Sebatay Sevi Mesih'liğini ilan ettikten sonra; müridleri "Kalplerini ve evlerini terk ettiler. Günlük işlerini bıraktılar ve kısa bir süre içinde bir bulutla onları KUDÜS'e taşıyacak Mesih'in peşine düştüler Çoğu günlerce oruç tuttular, hatta çocuklarının yemek yemesini bile engellediler. Kışın en sert soğuğunda nehirlerde yıkanarak hazırlıksız dualar okudular. Hristiyanlara tepeden bakıyor ve kendi Mesihlerinin onlar üzerinde bir tehdit olduğunu söylüyorlardı. İşte bu düzenbazların peşine takılanlar da en az onun kadar günahkardır ve sahtekara inanmakla asli dinin içinde olduğunu zannederek imansızlık çukuruna düşer.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın