Kırmızı Ette Mafya Parmağı...

Kırmızı et ithalatında bazı dolapların döndüğünden şüpheleniyordum ama dönen dolapların bu kadar büyük olduğunu aklımın ucundan bile geçirmemiştim.

İthal ette ilk patlak sahte sağlık raporunda ortaya çıktı. Köşeye sıkışan Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli 2 bin 939 sahte sağlık raporlu büyükbaş hayvanın yurda sokulurken yakalandığını açıkladı. Hayvanların karantinada olduğunu açıkladı. Sonradan bu 2 bin 939 büyükbaşın karantinada olmadığıda ortaya çıktı.

Sonra Bakan Pakdemirli'den evlere şenlik bir açıklama daha geldi; "Fazla et ithal etmişiz,fazlalık kısmını ihraç edeceğiz"...

Kanım dondu, "Kimbilir nerede kim kandırdı bunları, fazla et sattı" dedim kendi kendime.

Şimdi bir düşünelim;

"Dünyanın en pahallı etini biz yiyoruz. İthal ettiğimiz kırmızı eti yarı fiyatına satmamız lazım ki ihraç edebilelim. Yani% 50 zarar edeceğiz. Pekiniye zarar edelim. İhraç edip % 50 zarar edeceğimize et fiyatlarını % 30 hatta % 40 ucuz satıp zaten ayda bir kilo et yiyebilen veya yiyemeyen dar gelirlinin sofrasına et koyalım.

Nereden,ne kadar fazla eti, kilosu kaç paradan aldınız bilemem amamutlaka bu işte birilerinin kandiline mutlaka bir kaç damla yağ damlamıştır. 

Şimdi gelelim işin gerçekten kan donduran şeytanın bile aklına gelmeyecek kısmına,

Diyelim ki bir ülkeden 5 bin tane büyük baş hayvan aldınız. Yurda getirmek için gemilere yüklediniz. Bu 5 bin büyük başın hepside aynı kiloda ve kalitede değil. Nakliye sırasında büyük başların nezaretçisi olarak gelen veterinerler 5 bin hayvan içerisinden gerçekten kaliteli, eti dolgun, kilosu ağır hayvanı seçiyorlar. Diyelimki bin tane bu şekilde hayvan çıktı. Küpeleri takılırken 0001 den başlayarak bine kadar numaralanmış küpeler takılıyor. Türkiye'de ise birilerine yakınlığı ile tanınan kişiler bu hayvanları pazarlamaya başlıyorlar. Bu bin hayvanın 500 tanesini alacaksınız diyelim, misalolarak en az 100 bin dolar haraç vermeniz gerekiyor. Bu ticaretten 300 bin dolar kazanacağınız olacağı için seve seve istenen haracı veriyorsunuz. Hayvvanlarınızı teslim alıyorsunuz. Kesip piyasaya sürdüğünüz günlerde ete bir miktar zam yapılıyor. Hemen peşinden çiftliğinize siyah takım elbiseli, siyah güneşgözlü her hallerinden güya mafya oldukları anlaşılan gençler geliyor. Ete yapılan zamdan çok büyük para kazandığınızı söylüyor ve sizden 50 bin dolar daha istiyor. Sıkıyorsa verme...

Gelelim geride kalan 4 bin hayvana. Ayakta, yani canlı olarak kilosunu 20 veya 22 liraya alıyorsunuz. Hayvanlarınızı çiftliğinize getiriyorsunuz.Bir hafta sonra birkaç veteriner ile siyah takım elbiseli,siyah güneş gözlüklü abi kesimhanenize geliyor ve kargas şekle  getirilmişetler üzerinde laboratuar incelemesi yapıyor. Ve çengellerde asılı olan etleriniz mutlaka hastalıklı çıkıyor.

Çoğunuz bilmezsiniz, ölümcül hastalığı olmayan hayvanlar mezbahanelerde bulunan kavurma fırınlarında kavurma yapılı tenekelere basılır ve piyasaya sürülür. Ama sizin hayvanlarınız hastadır. Canlı olarak kilosunu 20liraya aldığınız, kesip kargas hale getirdiğiniz etleriniz maalesef hasta olduklarından 15 liradan geri alınır,kavurma fırınlarına gönderilir, kavurma yapılıp tenekelere basılır ve kilosu en az 100 liradan piyasaya sürülür. 

Bir besici arkadaşımithal olarak getirilen 5 bin sığırdan en az 1250 tanesinin de süt sığırı olduğunu ancak bunların bile mezbahaya gönderildiğini söylüyor. Yani süt sığırları birileri üçbeşkuruşavanta alacak diye bıçak altına yatırılıyor ve ülke ekonomisi adeta katlediliyor. Böylece süt üretiminde de azalma oluyor.

Bu kırmızı et ithalatında birilerinin ne idiğü belirsiz mafya artıkları ile ortaklaşa yaptığı vurgunun özetidir.

Aklıma "Bahçeli af yasasında neden ısrar ediyor?" sorusu da gelmiyor değil hani.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın