Kara Propaganda...

Hitler’in adamı Joseph Goebbles aslında şu sözü ile kara propagandayı net bir şekilde tanımlamaktadır:

"Propagandası yapılan şeyin gerçek ya da yalan olduğu önemli değildir, önemli olan ne kadar çok kişiye ulaştığı ve ne kadar çok kişiyi inandırabildiğinizdir."

Kara propaganda nasıl yapılır?

• Kara propaganda yapılırken kaynağı gizlemek ve herhangi bir kaynağın olabileceği inancını yaymak için her türlü yola başvurulur.

• Kaynak ne kadar gizli olursa o kadar başarı sağlanmış demektir.

• Yalan iftira, sahte deliler kullanılır.

 • Gerçeği çürütmek, ortalığı karıştırmak, inançları sarsmak suretiyle faaliyette bulunulur.

• Her türlü gayri meşru vasıtadan yararlanılır.

• Çok defa yanlış bilgiler düşmana kendi gizli radyo, televizyon veya bir başka haber kaynağı tarafından verilir.

• Halk bilgiyi kendi kaynağından aldığını zanneder.

Kara propagandaya gelmeyelim:

Daha çok siyasal amaçlar ile kara propaganda kullanılmaktadır. Halkı yalan yanlış bilgiler ile ikna etmek ya da bir grup ya da görüşe karşı harekete eyleme geçirmek adına , halkın duyguları ve inançları ile oynayıp, onlara gerçekleri söylemeden yapılan iletişim yayınlarıdır. Kara propaganda da, haberler, hükümet raporları, tarihi sunumlar, uydurma kitaplar, broşürler, propaganda filmleri, radyo, televizyon ve internet gibi iletişim araçları kullanılır. Propaganda yapılırken haber kaynakları dost olarak gösterilir, aslında sizin iyiliğinizi istiyormuş gibi bir imaj çizerek, yakınlık kurar ve halkı istediği yönde ikna etme sürecini hızlandırmak ister

Eğer kara propagandaya maruz kalıyorsanız bundan kurtulmak için yapmanız gerekenler;

• Aldığınız haberi birkaç kaynaktan okumalıyız. • Kaynağın güvenirliği ve inanırlığına dikkat etmeliyiz.

• Medya okuryazarlığı konusunda kendinizi geliştirmeliyiz..

• Konuyu sadece medyadan değil başka alanlardan da araştırmalıyız.

• Kaynağın konu ile ilgili çıkarının olup olmadığını göz ardı etmemeliyiz

Ayrımcılığın ve ötekileştirmenin en başlıca silahı Kara Propagandadır. Ülkemiz hakiki demokrasiye ulaşamadığı için günümüzde olduğu gibi siyasiler veya devlet elitleri halka tepeden bakarak veya bekaları için; bendensin, ondansın oluşumunu sağlayan söylem ve eylemler ile toplumun bölünmesine sebep oluyor. 1944 den de bir misal vermek gerekirse toplumumuzda değişen bir şey olmadığını anlamış oluruz.

Yaptığınız ayrımcılığın en bariz örneklerinden biri; İnönü’nün devleti İttihatçılara teslim ettiği yıllar. 3 Mayıs 1944 tarihinde tutuklanarak huzuruna çıkarılan Osman Yüksel Serdengeçti için dönemin Ankara İttihatçı Valisi Nevzat Tandoğan şu sözler ile hitap eder. “Ulan öküz Anadolulu. Sizin milliyetçilik, komünizm ile ne işiniz var. Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse, onu da biz getiririz. Sizin iki göreviniz var. Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, ikincisi askere çağırıldığınızda askere gitmektir” Bu sözler ayrımcılığın ve ötekileştirmenin kibir yüklü emsalidir.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın