İyi İnsanlar Kaybetmez, Kaybedilir...

İstanbul’da doğdum büyüdüm. Birçok kez de işim gereği yurtdışında görevlerde bulundum. Bir kamu çalışanı olarak emeklilik süreci yaklaştığında emekliliğimi geçireceğimiz bir sahil kasabası hayali düşüncelerimi süslemeye başladı. Kahvaltı yaptığımız bir gün televizyonda konuşan bir belediye başkanının konuşması dikkatimi çekti. Seferihisar diyordu, şu şu şu projeleri hayata geçirdik, Seferihisar’ı tüm dünyaya tanıttık yavaş şehiriz yaşam kalitesi çok yüksek diyordu. Merakım giderek arttı. Seferihisar diye cennetten bir köşe var ve bİZ orayı görmeli ailemle de tatil yapıp karar vermeliydik.
Ailecek çok heyecanlıydık. Tatil programımızı yaptık. İstanbul’dan arabamıza bindik Seferihisar’a doğru yola çıktık. Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahip nadir ilçelerinden birine gidiyorduk. Deniz, kum, güneş harika bir tatil olacaktı hem de. Araştırdığımızda milattan öncesinden tarım yönünden zengin olduğu gibi turustik ve jeotermal kaynaklar açısından da çok zengin olduğunu öğrendik. Yaklaştıkça heyecanımız gittikçe arttı. Vee yolun sonunda, cennetten bir köşe olduğunu düşündüğümüz ilçeye varmıştık!...
Kalacağımız otele geçmeden önce Seferihisar’ın merkezinde alışveriş yapmak istedik. Fakat gördüğümüz manzara karşısında şaşırdık kaldık. Seferihisar girişinde kavşakta yol dardı ve ciddi bir trafik sorunu yaşanıyordu. 50.000’e yaklaşan nüfusuyla alt yapı, yol ve trafik sorununu çözmüş olacağını düşündüğümüz Seferihisar yerel yönetimi ilk dakikada sınıfta kalmıştı.
Ailecek alışveriş yapıp bir an önce otelimize geçmek istiyorduk.  Uzunca bir süre araba park edecek yer aradık. O sorunu sonra anlatırım. Arabamızı park edip mağazalara yöneldiğimizde de kaldırımların esnaf tarafından işgal edildiğini, halkın trafikte arabaların arasında yürümek zorunda kaldığını bizzat yaşadık. Canımız tehlikeye atılmıştı. Öğrendik ki; Esnaf işgaliye ödediği için işgal etme hakkını kullandığı, belediye de işgaliye parası alıp kasasına gelir kaydettiği için memnundu fakat nedense halkı düşünen yoktu.
Tarkan ile görkemli bir şekilde açılışı yapılan doğa okulunun açılış videolarını tekrar tekrar izledik. Çok anlamlıydı organik tarım ve gdo.suz beslenme, naturel vs.. Çok ulvi bir iş başarılmış diye düşünmüştük. Ancak Orhanlı’da doğa okuluna birkaç kez gittiğimiz halde kapısına kilit vurulmuş olduğunu gördük. Çevrede ilgilenen görevli insan aradık ulaşamadık ne yazık ki.
Parti lideri Kılıçtaroğlu ile görkemli açılışı yapılan yazarlar okulunu yakından görmeyi istedik. Lakin binaya ulaşmadan önce de görüleceği gibi büyük bir tabelayla lokanta yapılmış, bir işletmeye kiralanmış olduğunu gördük. Kurduğumuz hayaller bir bir yerlerini hayal  kırıklıklarına bıraktı.
Yemek yemek istediğimizde de yerel lezzetlerin çok yakın olduğu düşüncesi ve Sığacık’ta balık lokantalarının yan yana ve büyük tercih sunuyor olması çok hoşumuza gitti. Pazar günü ise tarihi kale içinde yemek yiyecek tarihi boyutuyla sokaklarında gezecektik. Ancak kale içinde tatil amacıyla gelenlere hizmet sunan iş yerlerinin ruhsatsız çalıştırıldığını öğrendik. Ruhsatsız çalışan işyerlerinden vergiler ve diğer gelirler tahsil ediliyor ancak minnet borcu olarak ta belediye başkanının talimatıyla belediye işyerlerini denetlenmiyordu. Belediye ve esnaf mutlu idi ancak halk olarak bizler yine dışlanmış ve istismar edilmiş, sağlığımız tehlikeye atılmıştı.
Övgüyle bahsedilen citta slow olayını merak ettik kriterleri tek tek inceledik. Şartları okudukça insani duyguları okşuyordu. Lakin Seferihisar’da bu şartların hayata geçmiş hallerini göremedik. Trafik ve çok ciddi egzos sorunu vardı. Denetlenmeyen üretimler merdiven altı üretim olduğundan yediğimiz yemeklerden bağırsaklarımızın bozulması sağlığımızın tehlikeye atılması ise bu işin cabasıydı.
Seferihisar’a güzel hayallerle gelmiştik. Ancak gördük ve yaşadık ki; Belediye başkanı Tunç Soyer’in televizyonda kendi reklamlarını yaparak halkı kandırması imkanına karşılık, televizyoncu Fatih Portakal’ın, tarım arazisinin tümünü kapsayacak şekilde imar kanuna aykırı kaçak yapı konak ve eklentilerini yapmasına göz yumması ve hatta Fatih Portakal’ın evinin inşaatında çalışan ustaların paralarını belediye başkanı Tunç Soyer’in makamına giderek bizzat başkandan tahsil etmeleri gerçeğine şahit olanların anlattığı Seferihisar’da,
Geç oldu fakat anladık ki;
Belediyenin imar, su, kanalizasyon, derelerin projelendirilerek temizlenmesi ve denize akışının sağlanması görevleri başta olmak üzere yapmak zorunda olduğu hiçbir hizmeti yerine getirmediğini fakat televizyoncularla arasını iyi tutarak yalan bilgilerle reklam yaptırdığını ve halkı istismar ederek yetkisini kötüye kullandığını,
Reklamlar sonucu bizim gibi gelenlerin hayal kırıklığı yaşadığı, ancak inşaat yapan müteahhitlerin ise haksız kazanç amacıyla kaçak inşaatlara yöneldiği, kaçak yapı çöplüğne dönen Seferihisar’da belediye başkanı Tunç Soyer’in para cezalarını tahsil etmek için kaçak inşaata göz yumduğunu, 
Seferihisar’da belediyeye ait gayrımenkulleri sattığı ancak paralarının ne olduğu konusunda halkın arasında çok ciddi şaibelerin dolaştığını,
Belediyeyi 230.Milyon TL zarar ile bırakıp, televizyoncularla oynadığı oyunlarla İzmir’e nasıl belediye başkanı olduğunu,
Her ağustos ayında “nüfus arttı arıtma tesisi yetersiz olduğu için denize salıverdik” diyen belediye Başkanı Tunç Soyer’in neden her kış döneminde bu sorunu çözmek için çaba sarfetmesi gerekirken halkın sağlığını tehlikeye atarak umarsızca bu söylemi sürdürdüğünü, çocuklar başta olmak üzere birçok insanın hastalanmasını ve hastanelere taşınmasını umursamadığını,
CHP çatısı altında, CHP’lere oyları karşılığında hizmet vermesi gerekirken belediyenin kuruluş amacına uygun hiçbir hizmet vermediği, CHP’nin oklarının ne anlam taşıdığının bilinmediğinin, oylarını aldığı CHP’lilere ve ülkesine zarar verenin CHP’li olamayacağı gerçeğinin halk tarafından anlaşılamadığı idrak sorunu olduğunu gördük yaşadık. Tespitlerimiz bunlarla da sınırlı kalmadı ardı arkası kesilecek gibi değil.
Seferihisar’ın bizim için bitmiş olduğuna çok üzüldük, bu üzüntüyü yaşarken daha da üzücü yanı Seferihisar, Seferihisar belediye başkanı Tunç Soyer eliyle bitirilmişti.
Bu gerçekleri halkın anlamadığı ve halkın istismarının sürdürüldüğü acı bir gerçek yaşıyordu Seferihisar halkı. Sağlığı tehlikede ayakları ise çamurdaydı.
Ancak, seçimle belediye başkanı olan ve neden seçildiğini, oylarımızı neden aldığını unutan Tunç Soyer’e hatırlatırız, unutmaması gereken bir gerçek daha var ki;

“İYİ İNSANLAR KAYBETMEZ KAYBEDİLİR” 
                                             PEYAMİ SAFA

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın