İnsanı Sevmek...

Her Şeyden Önce Kişi, İnsan Olması İtibariyle Tabiî Bir Değere Sahiptir

Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak: “Andolsun ki biz, insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık; temiz şeylerle onları rızıklandırdık; yarattıklarımızın pek çoğundan onları üstün tuttuk”(Isra-17/70)

“İnsanların en hayırlısı, insanlara yardım edendir.” Diyor Hz.Muhammed. Burada dikkat edilecek konu Müslümanlara yardım eden” demiyor. Din, dil, ırk ayırmadan tüm insanlara yardımdan bahsediliyor.

Atatürk’e göre "Dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak, demektir." (Atatürk Araştırma Başkanlığı)

İnsana insan olduğu için ve Allah’ın yaratmış olmasında dolayı her yaratılanı sevmek İslam’ın ahlakıdır. Buna bir örnek olarak; İslam tarihinde, özellikle Peygamberin hayatında görmek mümkündür. O örneklerden biri de şudur:

Bir gün Hz. Peygamber ashaptan bir grupla otururken yakınlarından bir cenaze geçmiş ve Peygamber (a.s) cenazeyi görünce ayağa kalkmıştı. Yanında bulunanlar, onun Yahudi cenazesi olduğunu söyleyerek, “ayağa kalkmanız gerekmezdi” demek istemişlerdi. Onların bu sözü üzerine Hz. Peygamber: “Müslüman değilse insan da mı değil?” cevabını vermiştir. (Buhari)

Hz. Peygamber diğer bir söyleminde: “Ey insanlar! Dikkat edin, Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Yine dikkat edin, Arabın Arap olmayana, Arp olmayanın da Araba; keza beyazın siyaha, siyahın da Beyza “takva” dışında hiçbir üstünlüğü yoktur” şeklinde işaret etmiştir.

Avrupalı kaybettiği dinlerin, yıktığı inançların ve insan sevgisi yerine bir put dikti. HÜMANİZM. Bu aydın hastalığı olan Hümanizmin sınırları belirleyecek bir merci bulamıyorlar. Diyorlar ki, Hümanizm insanı mükemmelleştirmek, insanın varabileceği en üst tabakaya ulaştırmak, gerçek insan, kamil insan yapmak. Ortaya konacak örnek ne olacak? Vinci mi? Goethe mi? Yoksa diğer felsefeciler mi? Bunu da tespit edemiyorlar.

Avrupa, din ve inanç dünyalarının yıkılmasıyla eski Yunan ve Latin edebiyatlarını yeni bir heyecan ile Hümanizm adı altında canlandırmak amacını benimsemişlerdir. 14. Yüzyılda yaşayan bazı Yunan ve Latin İlim ve edebiyat adamlarının kilise engizisyonu ve devletin baskısına karşı, baskılara direnç gösterme ve hür düşünce özlemi Hümanist akımının doğuşuna sebep olmuştur.

Avrupa’nın din ve inanç dünyasının yıkıldığı gibi Hümanizm fantezisinin yıkıldığını gören kilise Hümanist biziz demeye başladı. Engizisyon kalıntılarının torunları olan kilise kanlı pençelerine ipek eldivenler geçirerek insanoğlunu kardeşliğe çağırıyor.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın