İç ve Dış Politika...

Turgut Özal bir devlet adamı olarak bazen mütevekkil, bazen da inatçı bir karakter sergilemiştir. Planladığı işi mutlaka başarmak isteyen bir liderdi.. Kazanma arzusu, kaybetmeyi kabullenmemesi ve tez canlılığı ile dikkat çekiyordu.

Siyasî hayatında ve davranışlarında liberal düşünce tarzı onun en önemli özelliğiydi. O zamana kadar Türkiye’de alışılmamış bir siyasetçi profili çizmişti. Konuşmaları, davranışları ve insanlara yaklaşım tarzı ile sade bir insan görüntüsü ortaya koymuş, halka karşı sıcak davranışlarıyla geniş kitlelerin sempatisini kazanmıştı. Tokalaşırken bile tebessüm ile muhatabının gözlerinin içine bakardı. Kendisine yapılan sataşma ve hakaretleri yargıya taşımazdı.

Demokratikleşmenin önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalışan Özal bilhassa din ve vicdan hürriyeti, düşünce hürriyeti, teşebbüs hürriyeti üzerinde durmaktaydı. Ülkenin kalkınması için ön koşulun özgürlükler ve demokratik haklar arasında sıkı bir ilişkide görmekteydi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının kabul edilmesi, 141, 142 ve 163. maddelerin kaldırılması, düşünce hürriyeti ve hukuk anlayışında vatandaşlara tanınan haklar Özal’ın ülkede yaptığı devrimler olarak görülebilir. .

Özal Başbakanlığı almadan önce dış politikada işbirliği ve uzlaşı konusunda sıkıntılı bir dönemdi. Dış politikada komşular ile rekabet ve çatışmaların hakim olduğu hamasi tehditler dönemiydi. Özal ise; Türkiye’nin komşuları ve bölgedeki ülkeler ile sık sık kullandığı kazan-kazan anlayışını hayata geçirmeyi hedeflemiştir. Özal’ın dış politikada ilk temaslarında öncelikle ikili ticari münasebetler, sonrasında bölgesel ekonomik işbirliği çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmanın sonucunda Karadeniz Ekonomik işbirliği kurulmuş oldu.

Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım Özalcılık yapmak değil. Günümüzde yaşanan iç ve dış sıkıntıların giderilmesi açısından örnekleme yapılabilir mi düşüncesiydi.

 

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın