Devlet Adamlığı...

 

Devletin var oluş sebebi, toplumsal dirlik ve düzenin sağlanmasında; dinî, siyasî, hukukî, adlî, asayiş, iktisadî ve beşerî olarak nitelenebilecek altı temeli bulunmaktadır. Bunları güçlü otorite, kapsamlı adalet, genel güvenlik, maddî refah ve bolluk, gelişme ve kalkınma projesi şeklinde gerçekleştirir.

Devlet yönetenler “kamu maliyesinin yönetiminin, yasaların adil bir şekilde uygulanmasının ve toplum huzu ve güvenin sağlanmasının önem taşıdığının bilincinde olmaları gerekir. Yöneticile belirtilen bu aslî vazifelerini yerine getirdiklerinde, toplumun saygısını, bağlılığını, ve sevgisini kazanacağı açıktır. Aksi takdirde bu vecibelere dikkat etmediği halde; üstelik dini duygulara gitep edenler olursa hem kamu vicdanında hem de Allah indinde sorumlu olacaklardır..

Konu ile ilgili Atatürk’ün düşünceleri ile devam edelim:

Bir hükûmet iyi midir, fena mıdır? Hangi hükûmetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, "Hükûmetten gaye nedir?" bunu düşünmek lâzımdır. Hükûmetin iki hedefi vardır. Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükûmet iyi, edemeyen fenadır. 1923 (Atatürk'ün S.D.II, S. 121)

Gerçi asıl olan millettir. Toplumdur. Onun da umumî iradesi, Mecliste belirir; bu her yerde böyledir. Fakat, fertler de vardır. Meclis, memleket ve devlet işlerini fertlerle, şahıslarla yapmaktadır. Her devletin işlerini yöneten şahıs ve şahıslar meydandadır. Hakikati, mânasız görüşlerle inkâra yer yoktur. 1922 (Nutuk II, S. 659)

Milleti, aklımızın ermediği, yapmak kudret ve kabiliyetini kendimizde görmediğimiz hususlar hakkında kandırarak geçici teveccühler elde etmeye tenezzül etmeyiz. Millete, âdi politikacılar gibi yalancı vaadlerde bulunmaktan nefret ederiz. 1925 (Sadi Borak, Bilinmeyen Yenleriyle Atatürk, S. 87)

-Siyasi kaliteyi düşüren ve idarecileri baştan çıkaran destekleyicileridir. Yöneticilerin kendilerini destekleyenlere verdikleri menfaat veya arpalıklardır. Bugün parti liderleri destekleyicilerine makamlar ve iş imkanı sağlamaktalar.. Neticede bu durun kamu kaynaklarının hesapsız harcanmasına sebep olmaktadır.

Devlet adamlığının sihirli anahtarı topluma adanmışlıktır. Burada Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye hitaben söylemiş olduğu şu harika tavsiyelerini nakletmek istiyorum: Bu tavsiyeler aslında hepimiz için olduğuna kanaat getirerek buraya aldım.

"Ey oğul! Bey’sin…

Bundan gayrı öfke bize; gönül almak sana.

Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize; hoş görmek sana.

Kem göz, şom ağız bize; bağışlamak sana.

Üşengeçlik bize, gayretlendirmek sana. Bölmek bize, bütünlemek sana.

Çatışma, geçimsizlik, anlaşmazlık bize; adalet sana düşer."

"Ey oğul! Bey’sin, güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın. Ancak, bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen; öfken ve nefsin bir olup aklını yener."

"Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açma.

Açık sözlü ol, her sözü de üstüne alma.

Sevildiğin yere sık gidip gelme.

Ananı, atanı say; bilesin ki, bereket büyüklerle beraberdir."

"Oğul! üç kişiye acı: Cahiller içindeki alime, zengin iken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.

Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın…" "Ey oğul! Yaşça, bilgice senden büyük olabiliriz, ama sen Bey’sin.

Biz senin yanında, senin emrindeyiz. Bunu bilesin…

" "Lakin unutma! Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğuna inanıyorsan mücadeleden korkma, yılgınlık gösterme.

Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Yolun uzun, işin çetin, yükün ağırdır. Allah yardımcın olsun."

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın