Çocuk Yetiştirmenin Önemi...

Resul-i Ekrem, bir gün şöyle buyurdu:

"Yazıklar olsun ahir zaman babalarına !"

Bunun üzerine ahsap sordu: Yoksa müşrik mi olacaklar?

Peygamberimiz şöyle buyurdular:

"Hayır, Müslüman kalacaklar; ama çocuklarına dini öğretmiyecekler ve hatta çocukları dini öğrenmek istediklerinde onlara engel olacak ve onları yalnızca dünya malı kazanmaya sevk edeceklerdir. İşte ben böyle babalardan uzağım, onlarda benden uzaktırlar" (Müstedrek'ul-vesail C.2 S.625)

Anne, baba, çocuklar ve bazen de yakın akrabaların sıkı bir hayat birliği oluşturacak şekilde toplanıp birleştiği, biyolojik, psikolojik, hukuki, ahlaki, ekonomik, kültürel ve dinî bağlara dayalı en küçük sosyal birime aile denir(Günay, 1996, s.169).

Aile; içinde insan türünün üretildiği, toplumsallaşma sürecinin ilk ve en etkili biçimde yer aldığı, ana-babalar ile çocuklar arasında birincil ilişkilerin kurulduğu, ekonomik etkinliklerin yer aldığı bir toplumsal kurumdur(MEGEP,2006, S.19).

Toplumun temeli ailedir. Aileyi oluşturan bireylerin iyi olması toplumu, toplumun iyi olması da bireyi etkilemektedir. Anne ve babalara çocukları eğitme ve yönlendirme sorumluluğu düşmektedir. Çocuğun eğitiminde en önemli kurum ailedir(Aydın, 2003 s.157). Aile toplumun temelidir. Aile¸ içinde yaşanılan toplumda¸ devlete kadar uzanan kurumlar zinciri içinde¸ diğer kurumların güçlü ve sağlıklı olmasını sağlayan en önemli birimdir. İnsanoğlu kendi neslini mükemmel bir şekilde ancak evlilik yolu ile koruyabilir. Ailenin en önemli işlevi¸ insan neslinin devamı için çocuk meydana getirip yetiştirmektir.

Çocuğun ahlâk eğitiminde en önemli kurum ailedir. Aile¸ ahlâkî duyguların uyandırılması¸ uygulanması ve ahlâkî bilgilerin kazandırılması yoluyla ahlâk eğitimi görevini yerine getirir. Aile bu görevlerini gayrı resmî bir ortamda yerine getirir. Eğitimin mekânı her yerdir (okul¸ aile¸ toplum)¸ fakat bütün eğitimin temeli ailededir.

Batı medeniyetinin zavallı pedagoglarının ortalama on yılda bir değişen fikirlerle ana-babalara yeni tavsiyelerde bulunurlar. Hepsini de “Doğrusu budur, böyle davranın, çocuğunuz mükemmel yetişsin.” diye kendilerini pazarlarlar.

Batılı zavallı pedagogların etkisinde kalmış MEB Ziya Selçuk’un velilerden ricası.: “Bu çocuklarla siz aynı tarihte yaşıyorsunuz fakat aynı zamanda yaşamıyorsunuz.Bırakın onlar kendi zamanlarını yaşasınlar. Ve kendi geçmişinizde yaşadıklarınızdan etkilenerek onların hayatını biçimlendirmeye, formatlandırmaya çalışmayın. Onları başka bir gelecek bekliyor. Bırakın kendi zamanlarına göre yetişsinler" diyerek, yani “salın çayıra. Allah kayıra” demek istiyor. Bu düşünce tarzıyla sağlıklı bir gençlik yetişir mi?

Freud’dan etkilenen 68 kuşağının eğitimcileri “Çocuğu serbest bırakın, her istediğini yapsın, hevesi kalmasın, hiç azarlamayın, sadece sevgi verin.” Diyerek; günümüzün sorumsuz ve ilkesiz gençliğini yetiştirdiler. .

Şimdilerde ise daha farklı tavsiyeler geliyor aynı kaynaklardan: “Çocuğa beklentilerinizi ve görevlerini söyleyin, hata yaparsa ceza verin, hatta hafifçe dövebilirsiniz bile.” .Gazali'ye göre bilgi¸ beceri ve kişilik kazanmada çevrenin rolü büyüktür. Çocuk önce farkında olmadan taklit eder¸ zamanla bu davranışlar alışkanlık haline gelir; böylece bilgi dağarcığı ve kişiliği oluşur. Gazali¸ "İnsan bulunduğu kabın şeklini alan sıvı gibidir." benzetmesiyle kişiliğin oluşmasında çevrenin önemine dikkat çeker.

Aile ve çocuk Vatanımızın, milletimizin ve devletimizin geleceği ile ilgili en önemli etkendir. Geleceğimizi çürütmek ve Anadolu insanını ortadoğu’da etkisiz hale getirmek üzere kullandığı silah; kadın, aile ve çocuk olmaktadır. Bu üç kaleyi teslim etmemek yine devletin ve toplumun görevidir. Atalarımız bana ne ben hayatımı yaşarım, benden sonra tufan demeden korunan bu vatanın mirascıları olan bizler mirasyedi şımarıklığına düşmeden çocuklarımıza iyi bir aile eğitimi vermemiz gerekir.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın