Atatürk'ün İzinde Olmak...

 “Saygısızlığın, saldırının küçüğü, büyüğü yoktur. Samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyet sözlerle açıklanamaz. O, gözlerden ve tavırlardan anlaşılır. Medeniyetin esası, ilerlemesi ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayattaki fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve politik beceriksizliği doğurur.” M.Kemal Atatürk

Atatürk aile hayatına çok önem vermesine rağmen günümüzde bilhassa büyük şehirlerde ve TV lerin yayın organları her gün aile hayatına darbe vuruyor.. Atatürk, Türk milletine Batı medeniyetini alın derken, bilim ve teknolojiyi kast etmişti. sanki saç, kıyafet ve çıplaklık modasını alın demişcesine Atatürk’ü umursamaz vaziyette bu çarpıtma aile bağlarını sarsmaktadır. Büyük şehirlerde boşanmalar tavan yapmış vaziyette, yetişkinler gençlerden ziyade aile yapısına zarar vermekteler. Bu gençlik Atatürk gençliği olamaz. 30 yaşına gelmiş onlarca tanıdık erkek genç evlenmekten yana değiller. Sorumluluk almak istemiyorlar.

“Saygıdeğer Hanımlar, düşmanlarımızı aldatan bu dış görünüş; özellikle kadınlarımızın şeklinden, giyinme şeklinden ve örtünme biçiminden doğuyor. Onların aldanmalarına neden olan diğer bir nokta da yabancılarla temas edebilecek konumda bulunan kadınlarımızın tavırlarının ve hareketlerinin milli işlerimizin ve hareketlerimizin simgesi olmayıp, belki Avrupa ve hareketlerinin taklitçisi olarak görülmesidir.

Gerçekten memleketimizin bazı yerlerinde, en fazla büyük şehirlerinde, giyim şeklimiz, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır.

Şehirlerdeki kadınlarımızın giyim ve örtünme biçiminde iki şekil oluşuyor; ya ifrat ya da tefrit görülüyor. Yani; ya ne olduğu bilinemeyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren bir kıyafet ya da Avrupa’nın çok serbest balolarında bile dış kıyafet olarak giyilemeyecek kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de şeriatın teklifi, dinin emri dışındadır. Bizim dinimiz kadını o aşırılıktan da, bu aşırılıktan da arındırır.

İngiliz hanım gazeteci, İstanbul’da gördüğü bazı hanımların fazla hoşgörülü kıyafetlerini düşünüyordu. Nitekim makalesinin diğer kısımlarında bu konuyu açıklıyor ve diyor ki; çünkü o hanımlar o kadar şık, o kadar zarif, o kadar incedirler ki; bütün Avrupa kadınları onları kendilerine model alsalar lâyıktır! İşte bir yabancı hanım gazetecinin bu tanıklığından da anlaşılıyor ki bizim kadınlarımız, bazı yerlerde, Avrupa kadınlarını bile imrenmeye götürecek kadar ilerlemişlerdir ve eğer kadınlarımız yalnız bu yönü düşünür ve yalnız şıklıkta, incelikte Avrupa kadınlarını bile geçmeyi amaçlarlarsa kadınlık hayatında, dolayısiyle bütün milletin hayatında varmak istediğimiz mutlu inkılâba ulaşmakta zorlanırız. Örtünme şekli görünümde kolaylıkla, güvenle yürüyebilmek dinin, eski milli geleneklerin, akıl ve mantığın, ahlâk ve faziletin emrettiği doğal ve basit şekli kabul etmektir. İslâm dinimizin tarif ettiği şekilden yararlanmak ve onu hayatımıza uygulamak amaca varmak için yeterlidir.

Bazı milletlerin zevk alemlerini memleketimizde uygulamaya kalkmak doğal olarak hatadır. Bu yol, sosyal hayatımızı, bilime ve fazilete ulaştırmaz.” (Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı-Konya hitabı)

“Arkadaşlar! Bir milletin namuslu bir varlık, saygıya değer bir mevki sahibi olması için, o milletin yalnız âlim ve fen bilgini bulunması yeterli değildir. Her ilmin, her şeyin üstünde bir niteliğe sahip olması lâzımdır ki, o da o milletin belli ve olumlu bir karaktere sahip bulunmasıdır. Böyle bir kişiliğe sahip olmayan fertler ve böyle fertlerden oluşmuş milletler hiç bir dakika gerçek bir devlet oluşturamazlar.” (M.Kemal AtatürkTürk ocağı konuşması.)

Atatürk’ün mirasına çöreklenip itibar ve makam sahibi olmak için ideolojiler arasında şiddetli çatışmalar var. Hatta Atatürkçü kuruluş ve dernekler arasında bile bu rekabeti görebiliriz. Şunun bunun yazdıkları çizdikleri değil kendi demeçlerinden, söylevlerinden ve Nutuk‘tan araştırarak Atatürkçü olmayı tercih etmeli…

Bu konuda mesaj gönderen bir vatandaşa hak vermemek elde değil.

Gerçek Mesajı Gönderen Deniz.

“Atatürk üzerinden siyasi tartışma yapılmasını sevmiyorum. O veya bu şekilde herhangi bir gurubun Atatürk üzerinden politika yapmasını istemiyorum. sağcı, solcu, islamcı, dinsiz, liberali komünist, faşist, milliyetçi, ayrılıkçı veya hiçbiri, yada hepsi. Kim hangi düşüncede görüyosa kendini savunsun, ama Atatürk'ü en iyi biz anlıyoruz, onu biz çözdük, onun en sıkı takipçisiyiz gibi şeyler çok boş geliyor bana. Böyle şeylerden nefret ediyorum. Atatürk; doğdu, yaşadı ve öldü. Bir Atatürk daha gelmez bu memlekete. Kimse mirasına çöreklenmeye kalkmasın. Zaten yeterince hor kullandık Ata'nın mirasını. İsmine de böyle tartışmalarla gölge düşürmeyelim. Rahat uyu Ata'm, Mekanın cennet olsun.”

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın