Atatürk Benim Baş öğretmenim...

Okullar açıldı..!!! 18 milyonu aşkın öğrenci, 1 milyon civarında öğretmenimiz derslikleriyle buluştu..

Fikrimiz, görüşlerimiz, yaşam tarzımız, inanç ya da inançsızlığımız ne olursa olsun ortak paydamız "GELECEĞİMİZİN TEMİNATI" olan çocuklarımızdır.... Hepimizin ailesinde ya da çevresinde, (nereden gelirse gelsin, kimler eliyle yapılırsa yapılsın bütün siyasî, dinî, toplumsal ipoteklerden korunması gereken) en az bir çocuğumuz ÖĞRENCİ....!

Hepimizin bildiği gibi uzun süredir, "MİLLİ EĞİTİM MÜFREDATI" gayrimilli ve sistematik bir şekilde değiştiriliyor. Hayatta en gerçek yol göstericinin "İLİM" olduğu unutturulmaya çalışılıyor. Pırıl pırıl beyinler, hurafelerle ortaçağın dahi gerisine itilerek geleceğimiz "KARANLIĞA MAHKUM" edilmek isteniyor....

Hafızamızda "Milli Eğitimin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir...." diyen ATATÜRK'ün sözü, gündemde Atatürk'ün kurduğu MEB'in başına atanan özel okul sahibi zâtın; "İmam hatipler vicdan ile liyakatin bilim ve teknolojiyle birleştiği yerlerdir.." sözü......

İHL'lerinde tüm devlet desteğine rağmen bu liselerdeki öğrenci sayısı düşmekte, diğer devlet okulları ise öğrenci kapasitesine yetersiz kalmaktadır. (2019'da 19 yeni İHL açılıyor..) Devlet eliyle eğitim adı altındaki belli vakıflara aktarılan parayı ise MEB bizzat protokollerle sağlamakta.. "Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır." diyen ATATÜRK'ün fikri, irfanı, vicdanı hür nesiller yetiştirecek öğretmenlerini de bugünkü içi boşaltılmış KİNDAR-DİNDAR müfredat yetiştirecekse vay halimize...!

BAŞÖĞRETMENİMİZ "En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur."diyor.. Bu durumda laik TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin birer yurttaşı olarak geçmişten bugüne ve bugünden aydınlık geleceğe bir "KÖPRÜ" olamalıyız.. Bütün ebeveynler çocukları için fedakarlık yapmalı ve onlar için birer "MİLLİ EĞİTİM NEFERİ" olmalıdır. Bireysel olarak yapabileceğimiz en güçlü ve etkili eylem "LAİK" Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza dek yaşatacak, ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİNİ özümsemiş, "FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR" nesiller yetiştirmektir. Bu; mevcudiyetimizi borçlu olduğumuz tek önderimiz Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün aydınlığını özümsemiş her ferde düşen görevdir...

Bilinmelidir ki; aydınlık yarınlar:

"BEKLERSEK UZAK, YÜRÜRSEK YAKINDIR"

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın