Amerika Faktörü...

Amerika dünya siyaset sahnesine çıkışı 1. Dünya savaşı ile olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana Amerikan yönetimi ile hoş geçinmeyen hükümet olmadı.

ABD yi memnun eden hükümette olmadı. Turgut Özal,görünürde ABD ile yakın ve samimi ilişkiler içinde olduğuna hükmederek bu konuda karar vermek pek doğru tespit olmaz.

Özal'ın Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yönelik izlediği politika ve yaklaşımları ABD yi rahatsız ediyordu. Ortadoğu'yu kendi enerji merkezi olarak gören ABD nin çıkarları ile bire bir örtüşmüyordu.

Bilhassa Özal'ın petrol boru hatları konusundaki faaliyetleri nedeni ile ABD ile kapıştığını da unutmamak gerek.

ABD yi rahatsız eden yalnızca enerji kaynakları değildi. Kerkük'de Türk unsurlar ile yakın temas, Kuzey Irak'daki Arap ve Kürt aşiret reisleri ile ilgilenmesi de ABD nin ortadoğu projesi ile de taban tabana zıt bir durum ortaya koyuyordu.

Tayyip Erdoğan'ın Amerika'ya yapacağı dış seyahate dair yoğunlaşan Soru; Türkiye'nin gelmiş geçmiş hükümetler ABD ile iyi geçinmeye çalıştığı halde Washington'un öfkesini çekmemeye, stratejik olarak dillendirmeye özen gösterilmesine karşın, ABD aynı duyarlılığı göstermemiştir. Bu seyahatte de bu müspet yaklaşımı ummak gerçekçi olmaz.

Bununla beraber dış politikada şovenist söylem ve tavırlar yerine Atatürk’ün formüle ettiği söylemlerde ve eleştirilerde diplomasi lisanı kullanarak; “Yurtta Sulh, Dünya’da sulh” ilkesini uygulamaktır.

Yazıyı Sosyal Medya'da Paylaş!

0 Yorum

Köşe Yazısına Yorum Yazın